GecedenKalbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GecedenKalbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2020 Salı

"Geceden Kalbe Podcast 6: Krizi Kazanca Cevirmek " Icerik Ozeti

Mayıs 12, 2020 1 Comments
Dun yeni bir podcast daha yayinlamayi basardim. Bu sefer ilk defa bir konugum oldu ve onunla sohbet seklinde gelisti. Gerci sonradan dinledigimde ben daha cok konusmusum. Sohbeti bir seferde yarim saat olarak kaydettik, bir kac yerde sadece ses kesintisi olmus internetten baglantisindaki dalgalanmalardan oturu (ne yazik ki kayit esnasinda anlasilmiyor) bir de nedense gaza gelip normal konustugumdan biraz daha yuksek sesle konusmusuz olsun. Tekrar silip cekecek zamanimiz da imkanimiz da olmadigi icin bu sekilde yayinladik. Gerci dun aksam baska podcastler kesfetmek icin biraz arastirma yaptigimda benimkilerden cok da farkli olmadigini gordum, spontane konusmalarda bu tip duzensizlikler normalmis demek ki.

Gelelim konuya, basligi krizi kazanca cevirmek olarak sectim ama tabi ki bu kazanc para degil. Yani evde otururken para kazanayim anlamini tasimasin. Universite gecmisimden oturu, universiteye gecis sureci ve universite egitimi hakkindaki tecrubelerimi, bence cok ozel bir ornek olan yegenimin universite surecini ornek alarak aktarmaya calistim.

Yegenim buyuk ablamin ikinci kizi Eda. Okullarini hep devlete bagli okullarda, normal duzeyde bir akademik basari ile surdurdu. Meslek lisesine gitti ve oradan mezun oldugu sene, yani lisenin son senesinde girdigi universite sinavini dersaneye gitmeden kazandi. Ustelik alan disi tercih yaparak, Bilgi Universitesi'nin Sivil Havacilik ve Ulastirma Isletmeciligi bolumunu (iki yillik) yuzde 75 burslu olarak kazandi. 2019 Haziran'da mezun oldugunda, is hayatina atilmak yerine ingilizcesini gelistirmek icin bir cozum bulmak istiyordu ve uzun arastirma ve dusunmelerin ardindan, bir hazirlik sinifi okumasinin iyi olacagina ailecek karar vermistik. Ilk bastaki hedef Ingilizce hazirlik sinifi olan bir bolumu okusun, istersen devam etsin istemezse etmesin seklindeydi cunku havacilik meslegini yapmak istiyordu ama devam etmek isteyeceginden de suphem yoktu. Iki yillik bir bolumden mezun oldugu icin dikey gecis sinavina girerek, bu sefer Halic Universite'sinin %75 burslu, 4 yillik ingilizce isletme bolumunu kazandi ki bence hem okul olarak hem de bolum olarak cok iyi bir kariyer imkani. Su anda hazirlik sinifini bitirme asamasinda ve devam etmeyi istiyor.

Disardan bakildiginda, universite oncesinde okumakla cok da alakasi yokmus gibi gorunen bir ogrencinin, icindeki cevheri cikarmak icin ilginc bir yol oldu bu yol. Eda ile sunlari konustuk
-dershaneye gitmedigine pisman misin, lise sonrasi bir yil dershaneye gitseydim daha iyi olurdu diyor musun?
- Universite ortamina gecince ne oldu, ne degisti? Onceden normal basarida bir ogrenciyken simdi dereceler alan bir ogrenci nasil oldun?
- Tercihleri yaparken nasil stratejiler uyguladin?

gibi bir cok detaya degindik. 

Goruluyor ki Eda'nin durumu gunumuz krizine bir acidan benziyor. Corona krizi surecinde, muhtemel ki bu yil universiteye hazirlanan ogrencilerin psikolojileri etkilendi, bu yuzden performanslari dusebilir. Ancak iki aylik kayip, tamamen buyuk bir kayba donusmek zorunda degil. Eda'nin, meslek lisesinden akademik olarak eksiyle basladigi egitim hayatini kazanca cevirmesi gibi, pandemi suresindeki kayip hala ve guzel bir sekilde kazanca donusebilir. Bunun icin verdigim bazi oneriler ise podcastin son kisminda yer aliyor.





1 Mayıs 2020 Cuma

Geceden Kalbe Podcasts: 4. ve 5. Bolum Icerik Ozetleri

Mayıs 01, 2020 2 Comments

Dun ilk uc bolumu yazdiktan sonra, bu gun 4 ve 5' i yazayim. Bundan sonraki bolumleri de ayrica, yayinladigim gun yazmayi umit ediyorum. 

Geceden Kalbe Podcasts 4: Beyin mi Kalp mi?


Bu bolume yine bir ornekle basladim. Uzun zaman once, ablamin bana arastirmam icin verdigi bir kisi ( ve calismalarini) incelemistim. Bu adam, fizik ve felsefe okumus, ayni zamanda din ile de ilgili ve Kur'an'daki bilgilerin fizik ile baglantisini kurarak, bir bakima "bakin Kur'an'da sunlar sunlar yaziyor, bunlar fizikte de ispatlanmis: o halde Kur'an'a inanin" gibi bir mesaj veriyor. Bir miktar inceledikten sonra rahatsiz oldum ve zaman ayirmanin gereksizligine kanaat getirdim ve biraktim. Sebebi bilgilerindeki yanlislik falan degildi. Bana gore cok onemli bir mantiksal hata vardi o da su: Inanlar icin Kur'an tum bilgileri iceren kutsal bir kitaptir ve sonsuz akil tarafindan yazilmistir. Fizik kanunlari ise, bu sonsuz aklin yarattigi kullar (insanlar) tarafindan kurulmus bir bilim dali. Elbette ki dogayi da o sonsuz akil yaratti ama bu bilim dalini biz bulduk, kesfetmeye calisiyoruz, muhakkak ki eksiklikleri var, zaten bir onceki bolumde de degindigim gibi fizik zaman icinde degisebilir, gelisebilir. Bu durumda yapilan sey, sonsuz aklin bilgisini; sinirli akilin turettigi bir bilgiyle ispatlamaya calismak. Aynen denizin icindeki bir baligin, denizin disindaki dunyayi suyun icinden anlamaya calismasi gibi. 

Diger yandan bunu neden yapmak istiyor olabilir. Belki inanmayan (ateist diyebilecegimiz) kisileri ikna edip Kur'ana inandirmak istiyor olabilir. Hani ateistler genelde bilimsel dusunceye inanir ve suphecilerdir ya, eger Kur'an'i boyle bilimsel bir cercevede sunarsam ikna olurlar diye dusunebilir. Evet ikna edilmesi mumkun peki inanmasini saglar mi? Iste burada da bir nuans var.

Ikna etmek ve inanmak farkli kavramlar. Ikna etmek, beyni ilgilendiren bir olay. Dusunursun, kanitlar sunarsin, neden sonuclari iredelersin ve ikna olursun. Oysa inanc kalp isidir. Ikna olsan bile bu inanmani saglamayabilir. Zannederim ki ikna olsa da ateistler yine inanmamaya devam edeceklerdir. Bana gore birini dine cekmek istersen, aklina yonelik calismalar degil de kalbine yonelik calismalar yapmalisin. Dusunun ki tarihteki buyuk din adamlari, en basinda da Mevlana, bu ayrimi gayet de farkindaymis. Onun yazilari hep kalbe hitap eden soylevlerden olusuyor.

Dolayisiyla bir yanda kalp, bir yanda beyin var. Ikisinin de kapsamlari, etkilesimleri farkli. Her insanda bu iki organ (belli bir rahatsizligi yoksa) mukemmel calisiyor. Beyin dusunceler uretiyorken, kalp duygular uretiyor. Bir de benim ve muhtemelen bir cok insanin tecrube ettigi, IC SES olayi var. Bana gore bu kalpten gelen bir ses ve belki de sonsuz akil ile bir iletisim kanali. Bu durumda beynin (yani insan aklinin) urettigi bilgi, kalbin (ic ses yoluyla sonsuz akilla baglantiya gecerse) urettigi bilginin yaninda cok ama cok az. 

Corona gunlerinde maruz kaldigimiz her turlu dogru veya yalniz bilginin sorgulamasini, her insan kendindeki bu iki bilgi kanali sayesinde sorgulayabilir. Akla hitap eden konulari yanitlamakta beyin yeterlidir, sadece ona sorun ve dusunun. Ama bazi sorular beynin yetisinin uzerinde. Iste o zaman da kalbe sorup cevabini beklemek yeterli. Tabi bu durumda, kalbe nasil soru sorarim, cevabini nasil alirim, dogru mu yanlis mi nasil anlarim gibi sorular sorulabilir. Konusmanin devaminda yillardir kendi kendime yaptigim deneyleri ve bunu nasil ogrendimi anlattim. 


Geceden Kalbe Podcasts 5: Kalplerin Iletisimi : Dokunmak!


Bir onceki kayitta, kalpte iki olgunun varligindan bahsetmistim: Duygular ve Ic ses. Bu bolumde duygularin yayilim ozelligi oldugunu (baskalarinin duygularini hissedebiliyoruz) ve bazen cok yogun oldugunda kontrol etmekte zorlanabilecegimize degindim. Duygusal yogunluk icine girmis ve dis dunya ile baglantisi kesilmis bir insanla nasil iletisime gecersiniz. Cogu kisi soyle sozler duymustur. Hadi ama uzulme, bak belki boylesi daha iyidir, zamanla gecer, ama oyle olsaydi bunlar olurdu gibi... bir suru aciklama. Fakat duygularin etkisi altindaki bir insana edilen bu sozler etki etmez. Cunku bu sesler o kalbe degil, beyne hitap eder. Ne yazik ki beyin kalbe soz gecirme gucune sahip degil her zaman. Fakat burda yapilacak tek sey o uzgun kalbe ulasmaya calismak olmali. Bunun ise cok kolay bir yolu var, dokunmak. Neden boyle bilmiyorum, belki anne karnina dayaniyordur veya baska tarihsel ve genetik faktorler vardir. Fakat iyi calistigini biliyoruz. Duygusal yogunluga sahip bir insani normale dondurmek icin (ustelik sadece uzuntu degil, baska diger tum duygular icin de gecerli) dokunmanin sihirli bir etkisi var. Dokununca, oksayinca, sarilinca icine kapanmis o kalp bir cicek gibi aciliyor, gun yuzune cikiyor. 

Iste evde kaldigimiz gunlerde, bu duygusal savrulmalarin sifasi bol bol sarilmak, dokunmak, oksamak. Cocuklariniza sarilin, sevdiklerinize sarilin, kendinize sarilin. Bakin nasil iyi gelecek.

30 Nisan 2020 Perşembe

Geceden Kalbe Podcasts : Ilk Uc Bolum Icerik Ozetleri

Nisan 30, 2020 2 Comments
Istedigim programda ilerleyemesem de ara sira podcast yapmaya devam ediyorum ve her gecen gun bu konuda da bir seyler ogreniyorum. Belki bir cok podcaste gore hala amator durumdalar ama anlattigim seyleri bir daha ayni sekilde anlatmam mumkun olmadigi icin onlari silmek istemiyorum. Simdilerde konusmalarda ses patlamalari ve fisilti gibi sesleri yok etmeyi ogrendim. Bir de artik daha az eeeee demeye basladim. Ilk baslarda hic kesintisiz konusarak kaydettigim 20-30 dakikayi, simdi ucer beser dakikalik parcalar halinde kaydedip birlestiriyorum ama bu sefer de her parcada konusurken sesimin siddeti degisken olabiliyor. Bunu da cozersem teknik sorunlarin cogunu halletmis olurum sanirim. Diger yandan hikaye anlaticiligi konusunda okumalar yapiyorum. Tek basina bu girisim bile o kadar cok farkli konularda kendimi gelistirmeme vesile oldu ki anlatamam.

Her podcastin altina aciklama olarak icerigi hakkinda bir seyler yazmak zorundayiz. Ben de kabaca bir icerik yaziyorum haliyle. Ancak eger gercek bir podcast meraklisi degilseniz, soyle dusunebilirsiniz. Amaan kim bilir ne anlatacak, yarim saatimi bosa harcayamam. Bu yuzden ben de podcastte anlattiklarimi, burada, o aciklama kismindan biraz daha hallice buraya yazmaya karar verdim.

Geceden Kalbe Podcasts 1: Hayata 1-0 Onden Baslamak

Ilk bolumu kesintisiz konusup kaydetmistim. Bu bolumde, cevremdeki bir ornekten hareketle bazi cocuklarin sansli dogduklarini, bazilarinin hayata daha eksilerle basladiklarina degindim. Benimle ayni yaslarda uzaktan bir tanidigim, cocuklugunda sahip oldugu imkanlar benden cok daha fazla oldugu icin, bunlarin da yardimiyla muhtemelen, ama elbette cocugun icinden gelmesi gercegini de goz ardi edemeyiz, MIT'de yuksek konumlarda bir doktor olup cikmis. Gurur duyuyoruz elbette, fakat sahsen kendim de okul hayati boyunca ogretmenlerin her zaman ovgusunu toplamis biri olarak, maddi imkanlarimiz olcusunde, sadece devlet okullarinda okumus, burs kazandigi halde servis ve yemek parasi nedeniyle ozel okula gidememis biriyim (o zamanlar ozel okullar daha seyrekti). Ancak tabi ki ailemin bana sunduklarina her zaman minnettar oldum ve yapabileegim en ust noktalara gelmeye calistim. Dolayisiyla bu basit ornekten anlasilacagi uzere, muhtemelen sizin de cevrenizde vardir, ayni akademik hevese sahip iki insanin baslangic noktalarinin farkinin, hayatlarinin cok farkli sekillerde ilerlemesine sebep oldugunu asikar.

Bunun bilincinde olarak, cocuklarimiza elimizden gelen imkanlari sunmaya calistigimizi, Hollanda sartlarinda cocuklarin neredeyse hepsinin bu imkanlara ulasma sansi oldugunu ve herkes o sekilde cocugunu yetistirirken, bizim kasitli olarak bunlardan uzak durursak, cocuga haksizlik olacagini, hayat yarisina geriden baslatmak anlamini tasidigini anlattim. Diger yandan turkiyede ise bu esitsizligin daha cok olmasi nedeniyle, malesef her cocugun hayata ayni imkanlarla baslayamadigini, fakat ulasim ve maddi sorunlar olsa da yapilabilecek bazi seyler oldugunu soyledim. Ve eger ben Turkiyede yasiyor olsaydim, cocuklarima az masrafla bazi onemli kazanimlari nasil verebilecegime dair fikirler sundum.

Bu konusmayi buradan dinleyebilirsiniz. 

Geceden Kalbe Podcasts 2: Neden Podcasti Sectim ve Nasil Yaptim?

Bu bolumde anlattiklarimi detayli olarak su yazimda paylasmistim. Anchor aplikasyonu kullanarak podcastlerimi hazirliyorum ancak yukarda da belirttigim gibi programi kullanirken her gecen gun yeni seyler de ogreniyorum.

Bu konusmayi buradan dinleyebilirsiniz.


Geceden Kalbe Podcasts 3: Fizik Nerede Baslar Nerede Biter?

Bu bolumden itibaren aslinda planladigim bir seri vardi ancak hemen ardindan corona vakasinin gundeme gelmesi ve benim kafami bir turlu toparlayamamam nedeniyle seri ilk bolumde kaldi. Ancak tabi ki devam edecegim. Peki neden devamini degil de baska bolumler kaydettin derseniz, seri icin ciddi arastirmalar yapmam gerekiyor ve henuz bu derece konsantre olamiyorum (cocuklar da surekli evde, kisisel vaktim cok az). Ancak ufak ufak calismalara basladim, toparladigimda devami gelecek.

Bu bolume fizigin genel bir tanimiyla basladim. Fizik nedir, neleri inceler, degismez midir, kapsami nedir gibi tanimlar. Ardindan metafizigin tanimi ve fizikle karsilastirmasi. Metafizigin iki anlami var sozluk olarak, biri varolussal kavramlari inceleyen bir felsefe dali, digeri de fizik dunyasinin kapsaminin erismedigi konular. Ben fizik otesi konular kisimini ele alip, bunlar fizik ile nasil ayrilir?, bu gun metafizik dedigimiz sey, teknolojik imkanlarin gelismesi sonucu yarin fizik konusu icine girer mi? gibi sorularla konuyu ele aldim. Dusunun ortacagdaki insanlar, yildirim, elektrik kavramlarini metafizik olarak adlandirirken simdi onlar bizim icin her yonuyle bilinen fizik konularidir. Bu durumda su an "dusunce" ve "duygular" dedigimiz olgularin -ki bunlarin birincisini beyinde uretilen bir SEY, ikincisini de kalpte uretilen bir SEY olarak siniflandirdim- tam anlamiyla cozemedigimiz icin su an metafizik konusu oldugunu soyleyebiliriz. Bunlari, enerji, dalga ve su anda kullanilan bilimum fizik terimi ile adalandirmayi reddediyorum. Cunku fiziksel yontemlerle henuz olcup, tam olarak mahiyetlerinin ne oldugu kesfedebilmis degiliz. Ha ilerde belki olcer buluruz, deriz ki bilmem ne taneciginden olusmus bir malzemedir, o tanecik su fiziksel davranisla formule edilir, o zaman onlar hakkinda daha ciddi bilgilerimiz olur. Fakat o zaman da o tanecik kuantum fizigi davranisi mi gosterir, yoksa kendine ait bambaska bir teoremi mi olur bilemiyoruz. Buna ragmen bu tip konulari ele alan KUANTUM DUSUNCEcilerin yaklasimini iki acidan dogru bulmuyorum.

Birincisi, kuantum fizigi, gunumuzde en ust duzeydeki fizikcilerin bile tam olarak cozemedigi bir dal. Hala kendi icinde bir cok acik problemi olan, uzerinde calisilan bir konu. Kuantum dusunce kitaplarinin yazarlari, henuz fizikcilerin bile cozemedigi bir konuyu cozmus ve bunlari kendi teorilerine adapte etmisler !!! Vay vay vay.

Ikincisi konusmanin basinda fizigin kapsami- metafizigin kapsami nedir ayrimindan sonra, bu kuantum dusunceciler, fizik dunyasina ait bir kurami, metafizik dunyasina hoop diye uyarlamislar. Elmaya ait bir bilgiye dayanarak, armut da boyledir demek gibi birsey. Burada yatan mantiksizligi sorgulamak ne yazik ki akla gelmiyor cunku bu ayrimi siradan bir insanin farketmesi kolay degildir. Muhtemelen yazar bile bunu cok sorgulamadi, birileri boyle iliskiler kurdu, baska birileri bunu mantikli buldu ve surec boyle boyle ilerledi.

Fakat tabi ki her dusunurun kendine ait teoremleri olabilir, sonucta bu kitaplari yazan kisiler de bazi fikirler uretmis, hatta bunlari deneyip faydalarini gormus, bu yuzden de insanlarla paylamak istemis olabilirler. Cok makul. Benim asil kizdigim bu fikrini sunus seklindeki aldatmaca. Kitabin dilinde, cok havali gozuken kuantum teoremlerinden bahsetmek, gunluk hayatta kullanilmayan cok asina olunmayan bilimsel terimleri kullanmak, o teoriyi satmasina yardimci olur. Ve bu bana gore dupeduz kandirmacadir.

Oysa bazi bilimlerde yapildigi gibi kanunlar yerine istatistiki verilere dayanilmis teoremleri de insanlara sunabilirsiniz. Bu da bilimsel bir yontemdir cunku. Mesela benim bir teorim var, size daha iyi bir hayatin kapisini acacak bir teori bu. 100 kiside denedim 80 kiside ise yaradi derseniz, benim icin o teorinin inandiriciligi ve kabul edilirligi daha fazladir. Fakat bu yol zor ve ugrastiricidir ve ciddiyetle yapan cok azdir.

Peki bu kuantum dusunce kavrami nasil ortaya cikmis, neden bu asamaya gelmis derseniz onu da serinin devami olan (henuz kaydetmedigim) bolumlerde ele alacagim ve kuantum fiziginin bu kuantum dusuncecilerin bol bol referans verdigi belli basli bir kac deneyini aciklayacagim. Aslinda bu deneyde ne yapilmistir, su kuantum dusuncecinin soyledigi fikre bu deneyi uyarlamasi mantikli mi degil mi gibi...

Bu konusmayi buradan dinleyebilirsiniz.

Diger podcastlerin icerigini de sonraki yazida paylasacagim. Gorusmek uzere.


9 Mart 2020 Pazartesi

Harika Bir Podcast Aplikasyonu: Anchor

Mart 09, 2020 2 Comments
Merhabalar.

Bilmem podcast'lerimi dinleme imkaniniz oldu mu? Bir hevesle basladigim ve ne anlatacagima aniden karar verdigim ilk bolumden sonra, ikinci bolumde, neden podcast yapmayi sectigimi ve nasil yaptigimi paylasmistim. Burada da yazili olarak, o yayinda anlattiklarima kisaca deginmek istiyorum.

4 Ocak tarihli su yazimda, podcast yapmaya bir heves duydugumu ama yapmayacagimi ilan etmistim. Aslinda o yaziya son noktayi koyarken, asla podcast yapmayacagima karar vermistim. Tabi biraz ironik oldu ama benim fikrimi tamamen degistiren sey, yorumlar oldu ve oldukca heyecanlandirdi. Biliyorsunuz yillardir evde iki cocuga annelik yaparken, her anne gibi ister istemez kaba tabirle beyin devrelerim yandi. Kendimi yeniden annelik disi konularda aktive etmek istiyordum ama kitap okumak disinda fazla birsey yaptigim soylenemezdi. Bu acidan belli bir amaca yonelik hedefler koymak ve bunu rutine donusturmeyi zaten dusunuyordum. Tabi bu henuz denemedigim bir yolla olursa benim icin ayrica heyecanli olacakti. Nitekim yorumlarin ardindan acaba bu yol podcast olsa nasil olur diye dusunmeye basladim.

4 Ocak'tan ilk yayinimi yaptigim 13 Subat'a kadar, surekli dusundum ve arastirdim. Yapsam ne konusurum, nasil yaparim, altyapi vs ne gerekir gibi bir suru mesele. Artik konu beni o kadar heyecanlandirmisti ki, uyuyamadigim gecelerde kafamda taslaklar hazirliyordum. Tabi ki bir podcast yapmanin iki ayagi var, biri icerigi digeri de teknigi. Icerige az biraz karar verdim, soyle ki yine meslegime ufaktan geri donus olmasi acisindan 'fizik ve fizikle alakali konularda yapilmis manipulasyonlari irdeleyip, analiz ederek dogru-yanlis, hakli-haksiz tartismasi' gibi konulardan bahsetmeye karar verdim. Ve yine kafamda bir taslak plan hazirladim. Su anda yayinda olan ucuncu bolumden itibaren de bu plani hayata gecirdim. Her hafta bir yayin seklinde ilerlemeyi umuyorum.

Bu tarz konulari yillardir blog yazilari seklinde yazmayi dusundum ancak hic girismemistim. Cunku bazi seyleri yazarak anlatmak, konusarak anlatmaktan daha zor. Yani, benim ortalama yarim saatte anlattigim konuyu yazmaya kalksam sayfalar surer ve bunun okunabilirligi daha azdir. Diger yandan, sahsen youtube seyretmekten hoslanmadigim ve buna zaman ayiramadigim icin bir vlog yerine podcast yapmak, benim icin can simidi gibi bir durum oldu. Evet duzgun diksiyon ve podcastin diger teknik konulari gibi gelistirilmesi gereken seyler de var mutlaka ama, bunlari yapmak bir videoya gore daha kolaydir herhalde. Diger yandan, ben sahsen, dusundurucu seyleri anlatan videolar izlerken, insanlarin mimiklerine gozum kayar ve dikkatim dagilir. Yine de tabi grafiklerin, gorsellerin gosterilmesine ihtiyac duyulan konularda vloglar her zaman daha avantajli. Simdilik podcasti sectim ve boyle devam edecegim. Cunku podcastleri yolda, araba surerken veya utu yaparken bile dinlemek mumkun :))


Konuya karar verdikten sonra gelelim teknik alt yapiya. Bir podcast nasil hazirlanir hic bilgim yoktu ve haril haril arastirmaya basladim. Daha once web tasarimi ile ilgili tecrubelerimden oturu, bilgisayar programlarina, hostinglere vs asinaligim mevcuttu zaten. Podcast hazirlamanin teknik ayaginda da bir kac alt adim bulunuyor.

  1. Konusamayi hazirlayip bir ses dosyasi olusturmak. Sesimizi nasil kaydedecegimiz konusunda, karsimiza yine bazi problemler cikiyor. Google'a sordugumda, bazi donanimlar (su radyocularin mikrofonu gibi bir mikrofon veya gazetecilerin ses kayit cihazlari gibi birsey) almak ve bunlari bilgisayariniza tanitmak gerektigini soyledi. E baska yolu yok mu bu isin, telefonumda ses kaydeden bir aplikasyon var (ses kaydedicisi) bununla yapamaz miyim? diye sorup denemelere basladim. Bir deneme kaydi yaptim ve evet mukemmel kalitede bir ses degil ama gayet de yeterli buldum. Biraz gelistirmeler yapilabilir. Echo olmasin diye genis bir alan secmek, arkaplan gurultusu olmayacak sekilde sessiz bir ortam bulmak veya yaratmak gibi. Ve hatta konusurken nefes alis verislerim mikrofonda cizirdamasin diye agzima ince bir ortu baglamak gibi :)))
  2. Bu ses dosyasini duzenlemek. Diyelim ses kaydettim ve bir ses dosyasi olusturdum, bunu biraz duzenlemek, bazi bolumleri kes bazilarini ekle, arkasina muzik ve ya efekt koy gibi isler icin bir audio editor programina ihityac var. Yine iphone icin telefonda GarageBand aplikasyonu, yine bilgisayarda benzer programlar kullanilabilir. Bir miktar bu programlari kurcaladim ama adam akilli ogrenmek icin epey zamana ihtiyac var.
  3. Bu duzenlenmis ses dosyasini bir platformda (tercihen spotify) yayinlamak. Ses dosyasini hazirladigimda, bunu instagrama fotograf yukler gibi spotify'a yukleyecegimi zannetmistim. Spotify'a girdim ve podcast yukleme kismina geldigimda, benden yayinlayacagim podcastin ses dosyasini degil de onun bulundugu internet adresinin url'sini istedi. O zaman isler bir adim daha uzadi, demek ki once bu ses dosyasini bir yere yuklemem lazim ve oradan paylasim linkini sadece spotify'a vermem lazim.
  4. Ses dosyasi icin bir hosting bulmak. Isin bu kismi biraz can sIkIcI. Blogger eger yazilarimiza video ve resim gibi ses dosyasi yuklememiza izin verseydi cok kolay olacakti ama vermiyor. Dolayisiyla bir "audio hosting" e ihtiyac var. Cesitli yollar var bunun icin, iste kendinize ait bir ozel hostingli web siteniz vardir, oraya atar paylasirsiniz veya Sound Cloud gibi onlarca sadece audio hosting hizmeti veren bir siteden paket satin alirsiniz. Bu sitelerde ucretsiz uyelikler de mevcut fakat cok cazip degil teklifler. Ya aylik sinirli sayida dakika veriyo, ya da sinirsiz ama onceki ayi silerim diyor. Hic biri hosuma gitmedi.
Arastirmalarim gayet umutsuz devam ederken karsima Anchor cikti (ilk defa reklamlar ise yaradi, hani arama sonuclarimiza gore teklifler cikiyor ya karsimiza). Hic yabanci gelmiyor, daha once gormustum ama ne ise yaradigina bakmamisim. Meger tam da aradigim sey icinmis. Muhtesem bir aplikasyon (web sitesi) bayildim.



Soyle ki yukarida madde madde yazdigim ve benim icin gunlerimi alan arastirmalarin sonucunda vardigim bilgileri tek basina, cok kisa surede ve kolayca yapabilen bir aplikasyon. Kendi icinde ses kaydedicisi var, sesi kaydediyorsun. Istersen kes yapistir islemlerini yine ayni aplikasyonda, kaydettigin dosyayi edit et diyerek yapabiliyorsun, ustelik arkaplan sesi eklemek istersen epey buyuk bir arsivden sarkilar seciyorsun, boylelikle olusturdugun ses dosyasini senin icin sakliyor (hosting hizmeti veriyor-instagram gibi dusunun. instagram resim dosya ve videolari, bu da ses dosyalarini biriktiriyor). Yetmedi yayinla dediginde senin icin Spotify' da dahil tam 6 platformda senin icin hesap acacagim ve otomatik yayinlayacagim diyor, ve bir de bunlari tamamen BEDAVA yapiyor. Inanilmaz. 

Aplikasyonu indirir indirmez heyecanima dayanamayip denedigim ilk kayit, su an birinci bolum olarak yayinda olan podcasttir. Elbette kusurlari var ama gelistiriyorum ve gelistirmeye devam edecegim.

Diger yandan bu aplikasyonu sadece podcast yapmak icin degil, ses kayit etmek icin de onerecegim. Yani paylasmak zorunda degilsiniz. Hesap acarsiniz, kisisel notlarinizi, cocuklariniza anlatmak istediklerinizi, veya sevgilinize yapacaginiz ilan-i asklari her seyi kaydedebilirsiniz. Telefondaki ses kaydedicisi de var evet ama sahsen benim kisisel kayitlarim her telefon degistirdigimde uzayin engin derinliklerinde kaybolup gidiyor. Internette bir yerlerde sakli kalmasi her zaman ulasimi daha kolay kilacak.

Oyle cok sevdim ki siddetle tavsiye ediyorum.