Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2010 Çarşamba

İnsan Hiç Görmediği Birini Özler mi?

Kasım 10, 2010 11 Comments
Bugün biraz duygusalım, bunun sebebi belki aylık ritüelim, belki günün anlam ve önemi belki de dün yaşadığım gerilimli ruh hali.

Dün daha fazla konuşma imkanı bulduk burdaki kişilerle, beni ve bizi tanımaya yönelik bazı sorulara ne cevap vereceğimi bilemedim şaşırdıklarını görünce. Dışardan bakınca gerçekten bazı durumlarımız o kadar absürd ki, doğrusu bunun suçlusu ben olmama rağmen kendimi çok suçlu hissettim. Belki kızarmamdan anladılar bilmiyorum...

Üstelik biliyorum ki ülkemizde o kadar çok problem var, özellikle üniversitelerle ilgili düzenlemelere sıra gelmesi çok zor. Ancak her şeyden öte değişim kurumlarda değil bireylerde olmalı. Devlet yapsın biz yiyelim mantığından kurtulamıyoruz bir türlü. Kişiler daha sorumluluk sahibi, bilinçli, çalışkan .. vs olmalı. Yani insani değerlerimizi, yararlılığımızı sorgulayıp güncellemeliyiz.

Ve hissediyorum ki Atatürk bunun farkındaydı, bizim çağdaş medeni bir toplum olmamızı isterken, modern eşyaları kullanan değil, modern düşünen insanlar olmamızı kastediyordu. Burda özellikle görüyorum ki, insanlar daha modern yaşamıyorlar ( ne biliyim, bilgisayarları, telefonları yaşam standartları lüks değil) ama karakterleri öyle. Çalışma şekilleri, diğer insanlara olan saygıları...

Ve kokuyorum ki, ülkemizin gidişatı pek iyi değil. Bunu politik açıdan söylemiyorum, değerlerimizi yitiriyoruz, kendimiz fikirler üretmiyoruz, gitgide bağımlı bir ülke haline geliyoruz. İşte bu yüzden onu çok özlüyorum, keşke burada olsa, bizi silkelese, geçmişi hatırlatsa, daha kötüydük ama başardık dese...

Atatürk sadece giyim kuşamı değiştirdi gibi algılanıyor bazen, oysa o belki en ufak ayrıntı o. Biz Kurtuluş Savaşı'nda kazanmamış olsaydık durumumuz ne olurdu diye düşünmüyoruz hiç. Eğer basit bir akıl yürütmeyle bunu herkes yapabilseydi, eminim sahip olduğumuz özgürlüklerin değerini daha çok anlardık.

Ruhun şad olsun.

10 Kasım 2009 Salı

Atamın Işığında

Kasım 10, 2009 11 Comments


Mustafa Kemal özgürlük demek 



En güzel şarkıdır dudaklarda



İşte başımızda nöbette yine





KİM DEMİŞ bizden uzaklarda.

Bu akşam ışıkları kapatacağım 1 dakikalığına ama bu avizeyi yakıp atamı ve canlarını veren tüm şehitlerimizi anacağım.  Atatürk'ün ışığını, gelişmiş öngörüsünü, parlak zekasını resemetmek için aklıma böyle birşey geldi. 1 dakika bile sürmedi. Çıktı alıp avizelerimden birine kılıf gibi koydum ve resmettim. Özellikle çocuklu ebeveynlerin çocuklarıyla yapması güzel bir aktivite olur. Hatta ofislerimizde bile kullanabiliriz. Masamızda sık sık görmek daha azimli olmamızı sağlayacaktır. Bu topraklar kolay elde edilmedi, kazandık ama kaybetmemek için de çok çalşmalıyız. Babasından büyük bir para miras kalmış bir insanın parasını işletmediği takdirde varlığının suyunu çekmesi gibi, bu vatan mirası da çok çalışıp medeniyetimizi arttırmadığımız sürece elimizden kayıp gidebilir. Hepimiz aldığımız hür nefeslerin vefa borcunu ödemek adına boş durmadan üretmeli, çalışmalı, gelişmeliyiz.

Yapmak isteyen olursa diye resmi ekleyeyim


11 Kasım 2008 Salı

Törenden Öğrendiklerim

Kasım 11, 2008 7 Comments
Mensubu olduğum İstanbul Üniversite'sinin Atatürk'ü Anma Töreninde konuşma yapan profesör hocalarımızdan öğrendiğim birkaç şeyi paylaşmak istedim.

1. Dünya Savaşı sonrasında, hasta Osmanlı Devleti'ni paylaşmak için tüm Avrupa ülkeleri gönüllüydü. Bunlardan İngiltere, Türkiye'nin doğusunda kendi egemenliği altında bir Ermenistan ve Kürdistan devletleri kurmayı hayal ediyormuş. Bu aşamada her çeşit Kürt toplulukları hangi ülkenin himayesi altına girecekleri konusunda kararsızmışlar. İngiltere mi Rusya mı yoksa başka bir ülke mi? Sonunda hepsi birlikte bunların hiçbirinin yanında değil de, Atatürk'ün yanında Milli Mücadele'ye katılmaya karar vermişler. ( Yıllardır kardeşçe yaşadıkları Türklerin yanında yer almak herhalde en akıllıca seçimdi, peki şimdi ne değişti? )

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış günü 22 Nisan Perşembe günü olması kararlaştırıldığı halde, Atatürk'ün mübarek gün olması sebebiyle açılışı bir sonraki güne 23 Nisan Cuma gününe aldığını, kalabalık bir cemaatle kılınan Cuma namazından sonra açıldığını ben bilmiyordum.

İlk Cumhurbaşkanı seçiminde Atatürk'le birlikte bir diğer kişinin (adını unuttum malesef) aday olduğunu ve o kişinin 109 oy, Atatürk'ün ise 110 oy alarak, sadece 1 oy farkla seçildiğini duyunca şaşırdım. O kadar emek vermiş birinin tüm oyları alması gerekirken yine de ne kadar demokratik bir seçim olmuş değil mi? ( Oysa şimdilerde tüm oyların %50 sini alan liderler Atatürk'ten daha fazla mı değerliymiş? )

Çanakkale Zaferinin aslında 18 Mart 1915 olmadığını, bu tarihte sadece denizden yapılan saldırının durdurulup geçişe izin verilmediğini, aslında hemen ardından başlayan kanlı kara savaşlarında zaferin kazanıldığı 26 Mayıs tarihi olduğunu da dün öğrendim. Üstelik bu muharebede gönüllü olarak savaşa katılan İstanbul Üniversitesi gençlerinin taramalı tüfeklere karşı cepheye atılan ilk tümen olduğunu ve hepsinin şehit olduğunu da hiç duymamıştım.

Atatürk'ün 100. doğum yılının tüm dünyada Atatürk Yılı olarak kabul edildiğini, Şili'de Atatürk büstünün yer aldığı bir Atatürk Parkı'nın bulunduğunu,

Son olarak Hatay'ı almak için Atatürk'ün hastalandığı dönemde canla başla çalışıp dinlenmeyi ihmal ettiğini ve "Aldık Hatay'ı verdik Ata'yı" sözünü de bilmiyordum.

Siz biliyor muydunuz?

10 Kasım 2008 Pazartesi

Sen Rahat Uyu

Kasım 10, 2008 8 Comments
Hiç tanımadığımız yüzünü görmediğimiz bir insan nasıl bu kadar sevilebilir?

Nasıl bu kadar minnettar olunabilir?

Gözlerindeki çakmak bakışlarla yüreğimi nasıl bu kadar delebilir?

Malesef bugün saat 9,05 de tramvaydaydım. Siren sesleri duyulduğunda yollardaki tüm araçlar durdu, yayalar bir dakikalığına sessizliğe daldı. Kalabalık içinde böyle bir ana şahit olduğunuzda görecek çok şey oluyor. Birincisi tramvayda oturanların çoğu ayağa kalkmadı, ikincisi yolda yayaların kimileri yürümelerine devam etmedi, kimileri hareketsiz duramadı. Yürüyen bir çift gördüm ki adam beline kadar sakallı ve cüppeli, kolundaki kadın ise kapalı ama en tutucusundan. Büyük ablam işi sebebiyle bir çok insanla muhatap olur ve bana bu tarz bazı kişilerin Atatürk'ten nefret ettiğini ve minnet duymadıklarını söylerdi. İnanamazdım. Gördüm şaşırdım. Yine de inanmak istemiyorum, belki aceleleri vardır, belki bir mazeretleri vardır.

Nasıl bu kadar cahil olunabilir. Üzerindeki cübbeyi giymesinin özgürlüğünü bile onun sayesinde olduğunu nasıl anlamazlar.

Ben dini saf dışı bırakan Kemalistlerden değilim. İnançlıyım ve inanıyorum ki Atatürk de Kur'an okurdu. Ama müslüman gibi görünen bir kesim var ki sanki müslüman değiller. Kur'an'a inanan aklı selim birinin Atamıza minnet duymamasına imkan yoktur.

Çok üzgünüm, gözlerimdeki yaşları tutamıyorum. Tüm milletimizin onca çile çekerek sahip olduğu bu özgürlük, bu topraklar nereye gidecek. İçimdeki umudun, içimdeki korkuya galip gelmesini umuyor ve dua ediyorum.

29 Ekim 2008 Çarşamba