26 Mart 2017 Pazar

Tarihe not:26 mart 2017 gecesi

14:28:00 1 Comments
Şarjım az ama bu günü unutmak istemiyorum bu gece ağlayarak uyandı Dila. Kötü bir rüya görmüş belki ilk değildi ams ilk defa böyle etkilendiğine şahit oluyorum. Yanına uzandım sarıldım hadi biraz güzel şeyler düşünelim dedim. Maldivler'den bahsetmek ister misin evet dedi çok seviyormuş. Okşaya koklaya şöyle anlattım. Arada kıkırdadı sonra uyuya kaldı:

Hatırlıyor musun bebeğim burdan uçağa binip bütün gece uçmuştuk sen uçakta uyudun inince birden bire çok sıcak bir yere geldik. Hemen montlarımızı çıkardık sen külotlu çorabını çıkardın. Önce havaalanında biraz bekledik sonra bir tekneye bindik masmavi kocaman bir deniz vardı, içinde yüzden balıklar görülüyordu. Tekne hoplaya hoplaya götürdü bizi yolda bir sürü ufak ada gördük. Bizim adaya vardığımızda baban formları doldururken siz erenle dayanamadınız koşa koşa suya gittiniz ayaklarınızı soktunuz. Kumlarla oynadınız. Sonra odamıza gittik odanın kapısının dışında minik kertenkeleler vardı (bu sırada hafifçe gıdıkladım kikirdedin) içeri girip hemen mayolarımızı giydik denize gittik

Deniz çok güzeldi sen dalmaktan korkuyordum orda daldın bir sürü balık gördün köpekbalığından önce korkmuştuk ama sonra alıştık, o hep kıyıdaydı ama diğer balıklara gidiyordu dedin sen. Deniz'in ortasında salıncak vardı sen orda sallandın. kumlarla oynadın bir keresinde babanla çok uzun bir tünel yaptınız. Yağmur yağıyordu dedin, evet dedim ben de yağmur başlayınca koşarak Cafeye gidiyorduk bazen de siz yağmurun altında dans ediyordunuz erenle. Yağmur suları kumda denize doğru yollar yapıyordu dedin. Evet dedim. Yağmuru çok sevdiğini söyledin

Bazen karnımız acıkır ama restoran açılmamış olurdu kapısında beklerdik koşa koşa giderdik. Hep birlikte yürüyüş yapardık değişik ağaçlar gördük sen iplerinde sallandın, bazılarına tırmandın. Kocaman palmiye ağaçlarındaki Hindistan cevizleri kafamıza düşerse diye korktum ben. Sen ben korkmadım dedin. Değişik şeyler topladık kabuklar taşlar. Birsürü yengeç gördük minicik de kocaman da. Hatırlıyor musun değişik öten bir kuş vardı. Değişik çiçekler vardı

Odamızda yatakları birleştirmiştik kocaman bir yatak yapmıştık hepimiz o yatakta beraber uyuyorduk çok güzeldi.

Bu gece yanımda uyu anne dedin ve ben Eren doğduğundan beri ilk defa yanında uyuyorum. Öyle özlemişim ki hamileyken beraber uyuduğumuzda zor uyuduğum için ayaklarımı yatağının kenar tahtasına kaldırırdım. Şimdi de öyle yaptım ama uyuyamadım henüz. Seni ve Ereni öyle çok seviyorum ki iyi ki varsınız bebeğim. Size güzel anılar bırakmak en büyük gayretim oldu ve hep olacak da. Anılarımızı hatırlatmaya yardımcı olsun diye böyle notlar alıyorum ve umarım sonsuza kadar kalır...

24 Mart 2017 Cuma

Kızlar Partisi

23:09:00 2 Comments


Dün Helo'cuğumun 5. yaşını kutladık evde. Yaş dönümü yazısını ve yazabilirsem fotoğraflarla partiyi daha sonra paylaşacağım ama, önce şöyle sohbet eder gibi ne oldu ne bitti yazmak istiyorum.

Helodünya, 5. yaşını doldurmasıyla birlikte ilkokulda bir yılını geride bırakmış oldu (tam 4 yaş gününün ertesi günü başlamıştı). Okulda her çocuk için uygulanan bir gelenek var. Doğumgünü olduğu gün, sınıfta mini bir kutlama yapılır, doğumgünü şarkısı söylenir, model pastanın mumları üflenir (üzerinde 6 mum var yaşı kadar yakılıyor, çocuk kendisi sayıyor vs), evden götürülen atıştırmalık ve mini hediyeler dağıtılır o kadar. Bundan başka evde veya özel yerlerde doğumgünleri de yapılır ve buna genelde sınıfından yaşı kadar çocuk eşlik edermiş. Yani Hollanda geleneği bu şekilde.

Daha önce farklı mekanlarda yapmamıza rağmen, bu yıl evde, ebeveynlerin olmadığı sadece çocukların katıldığı bir parti düzenlemeye karar verdik. Biraz daha hesaplı olmasını umdum ama yine ipin ucunu kaçırdık ya neyse ;)) Sınıfında toplam 15-16 (tam sayıdan emin olamıyorum dün geldiklerinde de sayamadım) kız vardı, biri hariç hepsini davet etmek istiyorum dedi kızanım. Ben de olmaz dedim o tek kalan üzülür ama sonra da o benimle pek oynamıyor belki gelmez diye düşünerek davetiyeyi verdik. Fakat o da ne, yaklaşık 3 hafta önce davetiyeleri dağıtmamıza rağmen bize ilk dönüş yapan ve geleceğini de söyleyen o olmasın mı :) Ekstra hediye alacağı için sorun çıkarmadı neyse ki.

Böylece sınıfındaki tüm kızları, sınıfında üç tane ikiz kız olduğu için onların diğer sınıflardaki kız kardeşlerini ve yan sınıftan sevdiği iki kız arkadaşını davet ettik. İkizlerden ikisinin eşleri gelmedi, yan sınıftaki kızlardan biri gelmedi toplam ne kadar oldu inanın bilmiyorum bir dolu kız çocuğunu aldım geldim. Tabi bana bu süreçte oyun ablamız yardım etti yoksa çocukların ne dediğini de  ne istediğini de hiç anlamıyorum.

Davetiyeleri dağıttıktan doğumgününe kadar olan süreçte, diğer annelerle bugüne kadar hiç yapmadığım derecede çok iletişim kurdum. Genelde sabahları geç kaldığımızdan, okuldan alırken de oğlanın peşinde dolanmaktan fazla sohbet etme fırsatım olmuyordu. Şimdi birçoğu ile yakınlaştık, aramızdaki o yabancılık buzları kırıldı, bence çok iyi bir getirisi oldu.

Çoğunun ilk söylediği aman allahım bütün kızlar mı, nasıl yapacaksın? Parti ardından da çok yorucu oldu mu gibi sorulardı. Valla bana deli gözüyle bile bakmış olabilirler. Zira hem sabahki okul kutlamasında çok orijinal hediyeler hazırladık (çoğunu Helo yaptı), ev partisinde de sınırları zorladım. (Aşağıda okul hediyelikleri görülüyor, ev partisine gelenlere ayrıca hediye verdik)


Evdeki parti için düşündüğüm bazı şeyler vardı. Çocuklar toplam üç saat kalacaklardı ve ben herhalde bu aktiviteler yeter diye düşünmüştüm. Fakat 1,5 saatin sonunda neredeyse tüm oyunları bitirmiş ay şimdi napıcaz derken bulduk birbirimizi Chantalla. 

Hava güzel olacağı için arka bahçeye üzerinde zıplanan şişme evlerden kiraladık. Oldukça rağbet gördü tabi, kapıdan girer girmez hurra diye koştular. Bununla epey oyalanacaklarını düşünmüştüm ama yetmedi tabi ki 😒

Bir sürü yiyecek hazırladım, onların yenmesi, şişme evde zıplama, mini disco dansları, balonlarla oynama, pasta kesimi, hediyelerin açılması, epey zaman götürür sanmıştım. Bir buçuk saatin sonunda geriye sadece pasta ve pinyata kalmıştı. 

Hiç oturup yemediler, hatta tabak ve çatal kullanmadılar. Alıp alıp dışarı koşuyorlardı. İlk bir saatin sonunda neye uğradığımı şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Pasta kestikten sonra masayı boşaltıp serdiğim düz beyaz kağıt masa örtüsünü boyatmayı akıl ettim, keçeli kalemlerle resimler kalpler yaptılar, çok güzel süslediler, onu anı olarak saklayacağım ve bu en uzun oynadıkları şey oldu.

 
Pinyataya bayıldılar. Sıraya dizip her çocuk sopayla üç kere vuracak şekilde üç dört döngü yaptık. Pek Bi sağlammış zor patladı ama iyi oldu bir 20 dakkamızı yemiştir 😅 Tek oturdukları zaman pinyatadan dökülen şekerleri yemek için oldu 🙃

Hiç oyuncak dökmeyecektim  ama baktım sıkılıyorlar oyuncakların bazılarını çıkardım, gruplar halinde oynadılar o da iyi geldi. Bir de chantal odasını göstermesini akıl etti, merdivenlerin başında kuyruk olup ikişer ikişer yukarı götürüp getirdi kızım, müze gibiydi çok komik fakat hayret hiç itiraz etmediler. 

Bu hengamede önceden aldığım altın ve gümüş renklerdeki geçici dövmeleri yapmayı unuttum, onu da bir aktivite olarak düşünmüştüm aslında. Bir de confettiyi patlatmayı. Çok seviyorlar onu çocuklar.

Bir diğer oyun daha vardı aklımda fakat ne yazık ki yetiştiremedim hazırlığını. Tavana koli bandını birkaç uzun şerit halinde yapıştıracaktım (yapışkan tarafı dışa bakacak şekilde) ve balonları tavana atıp banta yapıştırma oyunu oynatacaktım. Yapışır mıydı  bilmiyorum ama çok eğlenceli olurdu eminim. Başka bir gün bizim çocuklar için deneyeceğim. Sizin de aklınızda olsun.

Pastayı hiç yemediler diyebilirim ama pastanın üstündeki şeker hamuru süslerini yemek istediler. Onun dışında hazırladığım çoğu şeyi silip süpürdüler. Sürekli gidip gelip yedikleri için enerjileri hiç bitmiyordu 😅

Fakat son bir buçuk saat ben biraz daha alıştığım için olsa gerek çok güzel geçti. Çocuklar çok keyif aldılar belliydi. Bitiş saati geldiğinde veliler geldiler, hepsi eve girip sohbet ettiler biraz kalanlardan yediler, teşekkür edip memnun şekilde döndüler. Bu partiye katılan çocukların kimisinin kızımın partisine gelmiş olmaktan çok, işte çocuklara değişik birşey olsun veya veliye dinlenme olsun diye gönderilmiş olduğunu düşünüyorum. Fakat çocuğun kendisi de dahil bu fikrini değiştirdiğini farkettim. Gerçekten çok memnun kaldılar, şu an Dila kimi çağırırsa çağırsın koşa koşa geleceklerinden eminim. Ve aslında benim de hedefim biraz da buydu, önyargıyı kırmak böyle bir yakınlaşmaya sebep olmak.

Yetmedi gün boyu deli gibi fotoğraf ve video çektim. Partinin hemen öncesinde sınıfın WhatsApp grubuna instagram hesabımı verdim ve hikayeler bölümünde yayın yapacağımı söyledim. Bir grup veli hemen takibe aldı ve izledi. Bu yüzden biraz fazla video koymuş olabilirim ☺️ Yorgunluktan gebermeme rağmen üşenmedim akşam da fotoğrafları bir yere yükledim, 150 civarı fotoğrafın olduğu linki paylaştım, çocukların portreleri de vardı, isterseniz kaydedin dedim 😉 Gerçekten güzel fotoğraflardı.

Ertesi gün yani bugün güzel geri dönüşler aldım ama birçok kişiyi de şaşırttık sanırım, herkes great party deyip durdu :) Fıtoğrafları da beğenmişler 😉

Helo'ya gelince tüm bu süreçten öyle keyif aldı ki başka doğumgünleri de yapmak istiyormuş. Benim için de çok eğlenceli geçmesine rağmen şimdilik yeter, darısı bundan sonraki partilerin başına. 😅








14 Mart 2017 Salı

Nova'ya Mektuplar: 26. Ay

00:47:00 4 Comments


 Canim oglum;

En son yazdigim 21-22 ay mektubundan sonra ancak yazabiliyorum. 2. yasini yazarken ilk firsatta bosluklari dolduracagim demistim ama olmadi. Simdi ise hatirlamakta zorlaniyorum. Umarim bu donemde cektigim video ve fotograflar anilardaki bosluklari doldurur. Bu mektubunda bu ana kadar yaptigin seylerden bahsetmek istiyorum.

Cumle kurmaya basladigin andan itibaren iki ay gecmis oldu bile. ve bu iki ay nasil hizli gelisme kaydettin hergun sasiriyorum. Su an herseyi ama herseyi konusabiliyorsun. Baglacli edatli cumleler kuruyorsun, hatta espri bile yapmaya basladin. onceden de sarki soylemeyi severdin (daha cok uydururdun o zaman kelimleri) simdi epey iyi sekilde soyluyor, eslik ediyorsun. hatta ben sarki soylerken hayiy döyleme diyip beni susturuyorsun. Bazi anlar o kadar cok konusuyorsunuz ki ablanla resmen basim sisiyor. dakikada 50 kere anne deme potansiyelin var. Gerci bu ara "annea" nidalarin "annem" e donustugu icin, icim gidiyor seslenislerine ama biraz daha az anne lafini duymayi tercih ederdim dogrusu :)

Renklerin neredeyse tamamini, bazen arada sayi atlayarak bazense hic atlamadan tamamen dogru sekilde ona kadar sayabiliyorsun. temel yonelim kavramlarini dogru biliyor ve dogru kullaniyorsun (yukarida asagida icerde disarda vs), kucuk buyuk kocaman gibi kavramlari da... Hayvanlarin cogunu da ogrendin, ciflik hayvanlarini ve hayvanat bahcesi hayvanlarindan bir cogunu biliyorsun. Hatta bazilarinin hollandacalarini bile. Gecen ay hollandaca tek tuk kelimelerden olusan konusmani bir adim ileriye tasidin ve basit cumleler kurmaya basladin. Simdilik cok fazla degil ama beni sasirmaya devam ediyorsun. Gecen hafta twittera yazdigim su not, sadece soyledigin sey acisindan degil ayni zamanda zamanlama acisindan da sasirtmisti. cunku daha chantal kapidan girer girmez soyledin (onceden hep bir sure onunla oynadiktan sonra konustugunu duymustum, herhalde beynin bu sekilde aciliyor saniyordum),  demek ki onu gordugun an beynin hemen hollandaca moduna gecti, ilginc.



Yilbasi doneminde yasadigimiz ogle uykusu krizlerini atlattik sayilir. Artik daha farkinda oldugun icin sanirim, oglen uyumaya ihtiyacin oldugunu anliyorsun ve fazla diretmiyorsun. simdilik duzenli sekilde gidiyor 1-1,5 saat olmak uzere. Aksam uykularin da 8,30 civari olmus oluyor ama biraz daha erkene alabilmeyi isterdim. Sanirim ogle uykulari kalkarsa ancak biraz daha erken olabilir. Meme emmeye hala devam ediyorsun, bu aralar biraz zorlanmaya basladim, azaltma isine giristik. Ayrica son iki haftadir falan aksam uykularini babana devrettik, meme uyku iliskisini kirdik denebilir.

Bu arada hayatinda bir yenilik oldu ve oyun okuluna basladin. Subat ayinin basinda haftada bir sabah 3 saat olmak uzere okula gittin. Sinifin en kucugu oldugunu soylememe gerek yok sanirim (2-4 yas arasi cocuklar var) Yarindan (14 mart) itibaren haftada iki gun gitmeye baslayacaksin. Ilk birkac gidisin cok zordu dogrusu. Istemedin agladin fakat ogretmenlerine bakilirsa, benden ayrildiktan sonraki zamanda cok iyi durmussun. Bu tavrina gore ogretmenlerin kolay alisacagini soylediler. Gercekten de son iki seferde, bastan ayrilmamak icin mizirdansan da cok iyi vakit gecirmissin ve okuldan ciktiktan sonra daha farkli bir havaya girmistin. Kendinden emin tavirlar, arkadaslarina el sallamalar, benim okulum demeler... Gecen haftaki gidisinde okuldaki cocuklardan birinin dogum gunune denk geldik (haftada bir gun gittigin icin denk gelmesi zor olasilik) ve sana verdikleri hediyeye bayildin. Ablanla paylasmadin, iki gece onunla uyudun. Yani sana ozel ilk okul hediyendi. 

En son mektupta da belirtmisim bez kullanmamaya basladigini. Hala birakmadik ama bu aralar hic istemiyorsun. Onceden kaka sinyalini iyi biliyor ve cis sinyalini tam anlayamiyordun ama artik cis sinyalini yakaliyorsun ve benim yardim etmeme asla izin vermeden, pantalonunu indirip salondaki oturaga yapiyor, temizliyor ve kalkiyorsun. Yine pantalonunu cekmek de sana ait. Bugun ilk defa disari bezsiz ciktin ve hatta suan bezsiz uyuyorsun. Fakat sanirim baglayacagim henuz hazir degilim :) Hic birsey yapmadan herseyi kendin halletin bu tuvalet egitimi konusunda.

Son birkac haftadir ise yeni favorin kek yada pasta yapmak. Malzemeleri tek tek koyup karistirmayi cok seviyor ve neredeyse hergun talep ediyorsun. Bugun de yine kek yaptik. Bazen karisimi kurabiyeye donusturuyorum, bazen pogacaya. bazen de yapacak bir seyim yoksa brokoli falan kizartmak icin yumurtali unlu bir sosa. Napiyim illa tutturuyorsun.

oyunlardan arabalar hala favorin, araba nufusu hizla artiyor. Onun disinda kitap okumak, puzzle yapmak, hoplamak ziplamak, dans etmek, boya yapmak yazi yazmak, kagitlari kesmek gibi gunde milyon tane aktivite yapiyoruz. Birkac hafta once oyuncak kutuphanesi kesfettik, oradan yeni oyuncaklar odunc aliyoruz ve onlarla oynamaktan da cok hoslaniyorsun.

yazmadigim 4 ay icinde yuzme derslerine basladik ama iki haftadan sonra gitmek istemedin, simdilik ara verdik. zaten bu dersler yuzme havuzunda hep var, istersen o gun katiliyorsun, istemezsen katilmiyorsun. Bundan baska muzik okuluna basladik haftada bir gun olmak uzere. iki yada uc kere birlikte katildik, sonra babanla gitmeye basladin ve simdi benden cok babani tercih ediyorsun onun icin.

Bundan sonra bir daha bu kadar ara vermeden yazacagim mektuplarini. İyi ki varsin, nice aylara bebeğim.

Annen
Amsterdam







8 Mart 2017 Çarşamba

Icimizdeki Mahalle Baskisi

17:10:00 6 Comments
yine arayi uzattim, yine yazacaklarim birikti ama mazeretim var demeyecegim. zira her daim mazeretim var, sayarsam simdi de var, saymazsam yok oyle birsey annelik :) Bu yaziyi oglum uyurken kizim da okul sonrasi video izleme molasindayken yaziyorum, aceleden pek kurallara uyamayabilirim pesinen affola.

bir suredir oglumun hala meme emiyor olmasi (yakinda 26 ayi dolacak) buna bagli oldugunu dusundugum gece uykularinin duzene girmemis olmasi beni geriyordu. bunun icin bir adim attik iyiye de gidiyor ama kendi kendime dusundugumde, bu gerginligimin tamamen kendimden kaynaklandigini farkettim. insanlardan nispeten uzak yasadigimiz icin 'aa hala emiyor mu', 'a hala gece cok mu kalkiyor' , 'ay bunu yapmiyor mu daha' gibi soylemleri fazla duymuyorum. fakat icimde beynimde bir ses virvir otuyor. iki yasinda kesintisiz uymasi lazim, memeyi kesmem lazim, sunu boyle yapmam lazim, onu soyle yapmam lazim.... diye durmadan. 

bir sekilde, ordan burdan, okuduklarimizdan. onceki cocuk tecrubelerinden, duyduklarimizdan gorduklerimizden kafamizda olusmus bir liste var. su ayda bu olacak, su yasta bu olacak. inanin bu basitce dile getirdigimiz "ay sekerim ben cocugumu kimseyle kiyaslamiyorum" olgusundan daha derin ve buyuk. kiyaslamiyoruz ama beklenti icine giriyoruz. bu beklentiye uysun istiyoruz, uymayinca stres basiyor ve kimi zaman bu stresin sebebini dahi goremiyoruz.

elbette kastettigim tamamen bir bosvermislik degil. cocugun gelisimini takip edecegiz, bilecegiz ki gerekirse destek alabilelim ancak bazi konular gercekten kitaba uymak zorunda degil. ustelik aslinda bu sartlanmalar olmasa sorun olarak bile bakmayacagimiz seyler var bu listenin icinde. oyle bilincsizce olusmus ki bu liste, tamamen kontrolumuzun disinda bilincimize dolusmus ve icten ice mahalle baskisi kurmus.

iste bunu farkettigimden beri bir rahatladim ki sormayin gitsin. ustelik oglum da daha olumlu tavirlar sergilemeye basladi, evet cocuklar gerilimi hissediyor ve daha cok ariza cikartmaya bayiliyor. uyku ve meme konusunda ciddi farklar olustu ve ben simdilik boyle devam edip onun keyfini beklemeye kararliyim.

uyku ve meme en bariz iki ornek ama dusununce siz de icinizdeki mahalle karilarinin seslerini isiteceksiniz. sadece cocuk buyutmek konusunda degil, ev idaresi, is hayati, arkadaslik iliskileri, ne aldin nasil davrandin ne yaptin her konuda kafamizin icinde sesler var. yillar boyunca birikmis birikmis ve oraya girerken kapida hic sorgulanmamis fikirler. sen dogru musun, degil misin diye suzulmeden hop bilincimize buyur edilmis... elbette hepsini bir anda suzmek ve ayiklamak kolay degil ama, birsey yapacakken bir sormali kendimize. gercekten dogru musun, istedigim bu mu veya benim icin uygun musun diye?

hepimize ferah gonul, huzurlu gunler diliyorum.

Dunya emekci kadinlar gunu kutlu olsun.