30 Aralık 2016 Cuma

Yudum Yudum İçtim Seni 2016

03:24:00 2 Comments
Yılsonu yaklaşırken geçmiş yılı gözden geçirmek istiyorum biraz. Bu günlerde kuş hafızalı olduğum için detay hatırlamam zor, fakat damağımda kalan tat güzeldi. Elbette ki bu kendi küçük dünyam için vardığım yargı. Yoksa ülkemizde ve dünyadaki tüm acılar için ben de yeterince kahroldum.

Fakat şimdi anlıyorum ki çocuklarım benim limanımdı. Zaten evde sürekli kahkahalar varsa depresyona girmek biraz zor. Tabi bir de herşeyi ile size bağımlı oldukları için koyvermek. Bugün mesela kabuğuma kapanıp kitap okumayı, yataktan çıkmayıp kendimle başbaşa kalmayı çok istedim. Pek tabi ki mümkün olamadı. Daha doğrusu tam olmadı ama yine de yaptım. Öğleden sonra çocukları kapalı oyun alanına götürdüm. Oğlum uyur, kızım oynarken kitabımla birlikte içime döndüğüm iki saat verdim kendime. İyi geldi çok iyi geldi. Yine normal neşeme kavuştum.

Yılbaşından sonra iki çocuklu anneliğimin de ikinci yılı dolacak. Hatırlıyorum kızımda en zorlandığım dönem 1-2 yaş arasıydı. Oğlumda ise bu dönem ilk yıla nazaran daha keyifliydi. En keyiflisi diyemiyorum çünkü sonraki zamanları bilmiyorum. Sanırım gelecek sene daha bir şenlikli olacak. Bu hallerimi duyan gören insanlar şaşırıyor, hiç mi zorlanmıyorum hiç mi bunalmıyorum diye. Gerçekten böyle hissettiğim zamanlar çok az. Genelde çok güzel geçti çok şükür. Tabi bunun sebebi çocuklarımın kolay olması değil. Tüm çocuklar gibi onlar da. Enerjileri küçük bedenlerinden taşan minik insanlar.

Sanırım böyle hissetmemin nedenini biliyorum, kabul etmek. Ben durumumu içinde bulunduğum şartlara tüm kalbimle kucak açtım. Tüm sıkıntılarını kabul ettim. Neyi ne kadar yapabileceğimin farkındaydım fazla beklentiye girmedim. Galiba insanlar ikiye ayrılıyor bu açıdan; beklentileri mümkün olandan çok olanlar ve beklentilerini az tutup fırsatları kullananlar. Ben ikinci gruptayım. Fakat inanıyorum ki birinci gruptakilerden daha fazla şey yaptım. Düşünüp dertlenmek yerine eyleme geçtim. Her fırsatı değerlendirdim ve ilk gruptakilerin aksine yapamadıklarım için dertlenmedim.

Bu yıl boyunca başlıkta yazdığım gibi her günümü her anımı yudum yudum içtim. Çocuklarımı doyasıya gördüm, sevdim, vakit geçirdim. Kısaca yaşadım diyebilirim. Hayatımı, bana sunduğu her tadıyla yaşadım. Bu yüzden kalbimde huzur var, biliyorum ki bu zamanlar geri gelmeyecek.

Tabi bazı heveslerim, hayallerim de var. Bunlar benim anneliğim haricindeki kimliğim için önemli. İşe geri döneceğim mesela. Ne zaman derseniz bilmiyorum. Fakat döneceğimi biliyorum. Bu satırlar hırslı bir insana ait değil, bir önsezi bu. İçimde bir yerlerde Evren'in benim için taşları dizmeye başladığını hissediyorum. Zaman zaman ufak sinyallerini veriyor çünkü. Hayırlı zamanda olsun diye bekliyorum sadece. Hepimiz için ne zamansa bu zaman o zaman.

Yeni yıldan kişisel bir beklentim yok ama tabi hayallerim var. Gerçek olursa ne âlâ, olmazsa evelallah. Sağlık, huzur ve barış dileğim hepimiz için. Bir de çocuk kahkahaları hiç eksik olmasın. Dünyanın en güzel şeyi bu çünkü..

Sağlıcakla..



22 Aralık 2016 Perşembe

Cocuklarla Maldivler Tatilimiz - 2

00:30:00 3 Comments
Bir onceki yaziya kaldigim yerden devam etmeye calisayim...


Yan tarafa ekledigim haritada goruldugu uzere, yuzlerce irili ufakli adadan olusuyor Maldivler Cumhuriyeti. Fakat bu fotografi koymamin bir diger amaci, adalarin etrafinda gorulen cok acik mavi bolumleri iyi resmetmis olmasi. Maldiv adalarini denizin icindeki bir dagin tepe noktalari olarak dusunebilirsiniz. Eger sular birkac metre az olsaydi, genisce bir kara parcasi su uzerinde olacakti. Fakat su anki durumda adalarin etrafinda gercekten buyuk bir alan oldukca sig bir sekilde uzaniyor (oyle ki belinizi bile gecmiyor yukseklik), ardindan kayaliklar basliyor ve sonra da muthis derin bir ucurum. Nereden biliyorsun derseniz, ilk gidisimizde zemini cam olan bir tekne ile epey acilarak, baliklari falan gozetlemistik. O ucurum bolgesine geldigimizdeki hissttigim dehseti anlatamam. Ben hayatimda boyle birsey gormedim, dipsiz kapkaranlik bir kuyu gibiydi.

Yalniz bu ucurumun bir avantaji var, yine internetten buldugum asagidaki gorselde de gorundugu uzere, bu ucurum bir dalgakiran vazifesi goruyor (gorselde koyu renkli yerler denizin derin bolumu, acik renkli yerler sig alanlar) ve ayrica sanirim kopekbaligi gibi baliklarin kiyiya yaklasmasini engelliyor :))


Bu durumda maldivlere gidince ne yapilir sorusunun cevabi bir miktar cevaplanmis oluyor. Deniz gercekten cok sig oldugu icin soyle doya doya yuzeyim, bir acilip geleyim olayi yok ne yazik ki. Kiyilarda cocuklarla oynar gibi takilmak gerekiyor ve tabi bir de herkesin yaptigi gibi dalmak.

Buraya gelen herkesin yaninda mutlaka snorkel ve deniz gozlugu oluyor ama usta dalgic olmaniz gerekmez. Suyun altina girebilen herkes eger deniz gozlugu varsa (gozluksuz net gorulmuyor ve tuzdan yanabilir) etrafinda yuzen baliklari gorecektir. evet cok fazla ve cok guzel baliklar var, daha denize adiminizi attiginiz ilk adimda bile.

Maldivler denizine turkuaz rengini veren beyaz kumlaridir ve bu kumlari da mercan resiflerinin uzun yillar sonucunda ufalanip kuma donusmesiyle olusmus. bu yuzden adadan mercan parcalari goturmek dogal dengeyi bozmamak acisindan yasak. genelde beyaz kumlu sahilin ardindan bu mercan kayaliklari uzanir ve oldukca renkli baliklara ev sahipligi yapar. Yer yer bu mercan kayaliklari ufak obekler halinde kiyiya oldukca yakin yerlerde de bulunabilir ve 50cm capindaki bu kayaliklarda yasayan onlarca harika baliga sasar kalirsiniz. yani en azindan bize oyle oldu. Asagidaki gorsel bizim kaldigimiz adanin yukaridan gorunusu, kumsal ve mercanlar gayet iyi farkediliyor.


Ve buralarda asagidaki gibi sayisiz baliklar gozlenebiliyor.




Biz ozel olarak dalis ekipmani getirmemistik yanimizda ama her tatilde yanimizda olan deniz gozlukleri bize yetti. Yuzdugumuz yerde bulunan 5-6 mercan obegini kizimla dalarak izledik. Helodunya 7 ay kadar once, Hollanda'da tum cocuklarin gittigi yuzme derslerine baslamisti ancak, sualtindan gitmeye korkuyordu. Bu yuzden yuzme dersi gunleri onun aglamalariyla, benim ikna etme cabalarimla kabus gibi geciyor, kimi zaman dersleri ekmek zorunda kaliyorduk. Tesaduf bu ya, tatile gitmeden iki hafta once bir cesaret geldi ve suya dalmayi ogrendi ancak pek tercih edecegi bir secenek degildi tabi hala isteksizdi. tatilde ise bu baliklari gorunce kendiliginden defalarca daldi ve sayelerinde dalma konusunda hicbir korkusu kalmadi.

Denizdeki baliklar sadece kayaliklar etrafinda degil, serbest halde de oldukca yogundu. Beyaz kum uzerinde beyaz olduklari icin disaridan pek farkedilmeyen ama dalinca birden gozumuzun onunde beliriveren asagidaki baliklar ayaklarimizin arasinda yuzuyordu mesela.


Bir de kucuk kopek baliklari vardi tabi. Kiyinin bir metre ilerisinde, yer yer yarim metre yer yer bir metre genisliginde tum kiyiyi kaplayan hamsi gibi ufacik yavru baliklardan olusan bir suru uzaniyordu kiyi boyunca. binlerce ufak balik. denize girerken o suruyu yarip geciyorduk. iste kopek baliklari (bunlar beyaz renkli boylari bir yarim kol uzunliginda) bu surunun pesinde dolasiyor. ara sira saldiriya gecip baliklar da kacmak icin suyun ustune sicradiklarinda kiyida bekleyen balikcil da onlari yakaliyordu. instagrama kopek baliginin videosunu koydugumda pek korkulu tepkiler geldi ama onlarin gercekten insan yemeye ihtiyaclari yok :) onlerinde binlerce balik, karni tok sirti pek :)

Maldivler'de cocuklarla neler yaptik diye toparlayacak olursam,

-bol bol yuzduk. baliklari inceledik, kovayla yakalamaya calistik, her aksam yemeginden sonra iskeleye gidip ton baligi gibi kocaman baliklara ekmek attik.

- tabi ki bol bol kumlandik, kaleler tuneller yaptik. kabuklar toplamaya calistik (fazla yok), bir tane yengecin ust  kabugunu bulduk. 

- denizin disindaki hayvanlari kesfettik. once yengecler tabi ki cunku yuzlerce var. tirnak butuklugunden yumruk buyuklugune, kabuguyla veya kabuksuz gezen farkli renklerde yengec. kumsalin uzeri minik yengez izleri ile doluydu. bunlar agaclardan dusen hindistan cevizlerini yemeye bayiliyorlarmis. feci hizli kactiklarindan yakalamak mumkun olmadi. Bundan baska farkli ebatlarda ve renklerde kertenkeleler, bukalemun turu hayvanlar... onceki gidisimizde odamiza ilk giriste odada bir iguana karsilamisti bizi :) Bir de degisik oten kuslar ve tavuk benzeri kuslar gorduk.

- dogasini kesfettik. Hollanda'da cocuk parklari biraz farklidir. cocuklarin hayal guclerini beslemesi acisindan, hic birseye benzemeyen kutukler, cubuklar halatlar gibi dogal malzemelerden olusan parklar bolca bulunur. cocuk tirmanir hoplar ziplar doner. kizim da boyle oyunlara cok aliskindir ve denize girdigimiz plajin gerisinde ayni bu parklardaki kutukler gibi govdesi olan kocaman bir agac vardi. o agacta cok zaman gecirdi cocuklar. uzerinde yuruduk, tirmandik, altinda saklandik, denizden sikildiklari her anda o agactaydik.


- ve tabi doga yuruyusleri yaptik. adanin etrafini dolasmak 10-15 dak surmuyor. cocuklarla dolasirken diger agaclari, yapraklari, cicekleri, agaclardan dusen hindistan cevizi ve daha bilmedigim nice boyle kabuklu tohumlari topladik, inceledik. 


- ve tabi diger birbirinden ilginc ve devasa agaclari kesfettik, salkimlarinda tarzancilik oynadik.


- bir haftada 1,5 gun kadar yagisliydi hava. bu ayrica heyecan katti. denizdeyken bara kacmak, yagmurun dinmesini beklerken arada yagmurun altina kacip islanmak, geri gelmek, yagmurda dolasmak, canlari sikilinca oyunlar uydurmak...


- aksamlari hava 7.30 civari karariyordu. aksam yemegi 7.30 da baslayip bizim kalkmamiz bir saati bulunca, uykudan once karanlikta oyunlar bulmak gerekiyordu. genelde restoranin onundeki kumluk alanda kuma sekiller cizmece (kizim icin seksek oglum icin tasitlar-simdi arabaya bin simdi ucaga bin diye komutlar vererek oradan oraya kosturdum), ardindan iskeleye yuruyup baliklara ekmek atmaca, sonra bara gidip sut icmece ve ardindan uyku seklinde gecti.

-yanimiza yolda ve orada oynamalari icin kitap ve bir miktar oyuncak almistik ama dogrusu cok az kullanildi. disarda neredeyse hic oyuncak aramadilar. odada hazirlanirken falan beklemeleri gerektiginde oynadilar sadece. 

Biz neler yaptik diye soracak olursaniz, sezlonga oturup guneslenme veya her odanin onunde bulunan hamaklarda sallanarak uyuma gibi seyleri hic yapamadik. hamaga bir kez 5 sn fotograf cekilmek icin oturdum diyebilirim. ama masaj yaptirdik bak :) biraz tedirgin oldugum icin hayatimda hic masaj yaptirmamistim daha once, bu sefer bosverdim :) Bu tatilimiz ayrica esimle cikma yildonumumuzu de iceriyordu. Tam o gune bana bir randevu aldik masaj icin. Genelde ciflere ayni anda masaj yapiliyor ve cift indirimi oluyormus ama tabi ki birimizin cocuklara bakmasi gerekiyordu. Fakat kaderin cilvesi bu ya,  tam masaj gununden once bir guzel yandim, degil el surmek parmak bile degdiremiyorum sirtima. dedim kocacim sen git madem ben de sonraki gun giderim. boylece ikimiz de birer gun arayla yaptirmis olduk. 

dogrusu masaj yaptirmadan once ayh 5 yillik annelik yorgunlugu var uzerimde acaba nasil olacak, cok farkedecek mi, kus gibi hafifleyecek miyim diye merak ediyordum. ne mi oldu hic. kollarim ve omuzlarim disinda hic bir yerimde bir fark hissetmedim. ayni kisi ayni masaji esime de yapmisti o cok farkli hissetmis. herhalde asiri hareketli yasamim bir nevi spor olmus ondan boyleyim diye yargiya vardim. ama yine de masaj yaptirmayi cok sevdim, esimle ara sira yaptirmak uzere sozlestik.

Bitirmeden bir aciklama yapmak istiyorum. Maldivler tatili daha cok dogal yasama donus gibidir. Eger tek otel olan bir adada kaliyorsaniz, gece hayati pek olmaz, yapacak fazla birsey yoktur. Turkiye otellerine giderken giyindigimiz tasli pullu kiyafetler burada gereksizdir. hatta yanimizda cok fazla kiyafet goturmenin de geregi yoktur, ayakkabi olarak sadece parmak arasi terlik yeter.

Bugun tatilden doneli bir hafta oldu bile, yine eski yogun tempomuza hizli bir dalis yaptik. Simdi tatil nasildi diye dusununce, aklima guzel hatiralar geliyor, kalbime bir huzur doluyor. Cok sukur.

17 Aralık 2016 Cumartesi

Cocuklarla Maldivler Tatilimiz

00:35:00 17 Comments

Gectigimiz hafta bu soguk kis gunleri icinde sicacik bir tatil yaptik, instagramdan takip edenler biliyor; Maldivler'deydik. O gun instagrama soyle yazmistim:

Maldivler 💕 8 yıl önce eşimle geldiğimizde kalbimden geçen "buraya çocuklarımla bir daha geleyim" olmuştu. Aradan yıllar yıllar geçti, başka bir yer istemedim yine Maldivlere gitmeliydik. Şimdi #novadunya nın 2 yaşını doldurmasına bir ay kala (2 yaşından sonra ekstra bilet parası) Eylül'de doldurduğumuz 10. evlilik yılımız şerefine birkez daha nasip oldu. Çok şükür. 🙏🏼
Tatilimiz gercekten guzel gecti, hatta esim de ben de ilk gidisimizde oldugundan daha keyifli gectigini itiraf ettik. Ben hic cocugunu birakip tatile gidebilen annelerden olmadim (oyle olanlari yadirgamiyorum, herkesin sartlari elbette ki farkli), sanirim bu tatilden sonra da artik cocuklar bizimle takilmaktan vazgecene kadar olmayacak. Kucugu de artik nispeten rutin degisiklerini kotaracak caga geldigine gore, gelsin diger tatiller :))


Besiktas'daki teror saldirisi biz ordayken vuku buldugundan tatilin yarisi bedenim orda ama aklim istanbul'da seklinde gecti. Internete girebildigimiz her anda haberleri takip ettik. Gozumuzun onunde cennet gibi bir dunya uzaniyorken, insanlarin bu guzelim dunyayi hirslariyla cehenneme cevirmelerini izlemek cok anlamsiz geldi tabi ki. Keske hic olmasa.

instagram'da bir miktar paylasim yaptigimda, sevdiklerimzden cok guzel mesajlar aldik. bizim mutlulugumuzu can-i gonulden dileyenler, tatilin tadini cikarmamizi isteyenler, tum pozitif mesajlarini gonderenler... Gercekten senin mutlulugunla mutlu olan insanlarla kusatildigimiz icin cok sansliyiz.



ve tabi blogda ayrintili bir yazi istendi, simdi elimden geldigince yazacagim ancak yaziya tum fotograflari koyamayacayacagim. Elbette ki elimizde bine yakin fotograf ve video var. bunlardan paylasmaya musait bulduklarimi bir albumde topladim, buradan bakabilirsiniz

Bizim evde tatil planlamasi isleri esimden sorulur, bu sefer de genelde tum ayarlamalari o yaptigi ve bana sadece birkac otel icinden secmek kaldigi icin otel secme, bulma ile ilgili fazla bilgim yok. sadece booking.com dan bireysel olarak otel sectigimizi (yani bir tur sirketiyle anlasmali degil), ucagi, diger ulasim hizmetlerini hep kendimiz ayarladigimizi belirteyim.


Biz tum tatillerimizde ekstra luks arayisinda olan bir cift degiliz, yenilebilecek yemegi olsun, temiz olsun gibi sartlar bize yeter. Simdi cocuklar da isin icinde oldugu icin, ulasimi da nispeten kolay olsun diye dikkat ettik .Tabi daha once bir kere gitmis oldugumuz icin bazi kriterlerimiz de vardi. Mesela oncekinde oldugu gibi kalacagimiz adada sadece bizim otel olsun (baska yerlesim olmasin), odalar deniz kenarinda olsun (odadan cikip suya atlama fikri cok guzel, onceki oyleydi ama bu sefer odamiz adanin akintisi cok oldugu icin girmenin tehlikeli kabul edildigi tarafindaydi, bu yuzden diger tarafa yuruduk ama sadeec 5 dakka zaten hic sorun olmadi), bir de su ustundeki evlerden istemedik tabi ki cocuklar dusmesinler diye :)

Bu durumda esimle, ulasim, butce, aradigimiz minumum konfor ve tekli olmasi sartlarindan sonra ve tabi ki de yer olup olmamasina bakarak south atoll bolumunde bir adaya karar verdik. Genel olarak memnun kaldik fakat onceki gittigimizin biraz daha luks oldugunu gorduk. gerci soyle de bir durum var belki 8 sene once bu otel de ayni derecede lukstu. sonucta adalarda insaat tadilat gibi isler hic de kolay olmadigindan, bakim onarim yenileme isleri yapilamayabiliyor olabilir. fakat hergun degisen carsaflar, havlular, en az 8-10 cesit ana yemek, salata ve tatli barlari ile bizim icin fazlasiyla yeterliydi. e bir de okul tatili doneminde olmadigi icin bizim cocuklar az sayida cocugun icinde en kucukleri oldugundan ekstra ilgiye maruz kalinca, daha da sahane oldu.

kafami toparlamakta zorlaniyorum ama madde madde yazmaya calisayim.

-Maldivler Hint okyanusunda yer alan binlerce adadan olusan bir topluluk. Ekvator civarinda konuslandigi icin muson iklimi altinda. yil boyunca sicakligi degismese de (30 derece civari) yagisli muson ve az yagisli muson seklinde iki mevsimi bulunuyor. az yagisli muson Aralik- Mart arasini kapsiyor ve diger aylar cok yagisli muson. Yani ama yazin daha ucuuuz diyerek aldanmamak lazim. Bu muson yagmurlari oyle bizim bildigimiz yaz yagmuru gibi degil. biz aralik basinda (yani kuru donemin ilk baslarinda) gitmemize ragmen iki gunu yagisliydi. yine disarilarda dolastik ama bu oyle siddetli bir yagmur ki denizde yuzulecek gibi degil. ruzgar cikiyor, deniz kabariyor (insanin aklina hep tsunami geliyor cunku adalarda hic yukselti yok hep deniz seviyesinde), disariya ciktiginin saniyesinde sirilsiklam oluyorsun. Yani yagisli donemde gidip hep odaya kapanmak pek akillica degil. Yine de hava isi sans isi.


-ucusumuzu istanbuldan aldik. thy nin diger yabanci sirketlere nazaran ucusu gayet hesapli. aslinda tatilin butcesinin yaridan fazlasi belki ucak parasi. ucak parasi olmasa maldivler cok pahali bir yer degil. istanbula gitmek icin de amsterdami degil dusseldorfu tercih ettik (yine maddi sebeplerden) ve dusseldorfa da trenle gittik. bizim evden cikisimiz ve odamiza ayak basisimiz arasinda 24 saat gecti buna beklemeler de dahil. fakal istanbuldan ucuslar 7,5-8,5 saat suruyor. bu sure bizim cocuklarin en uzun ucus suresiydi. ucuslar gece oldugu icin onlar genelde uydular ama ben neredeyse hic uyumadan gittim geldim. sonucta yolculuk cocuklar acisindan pek zorlayici olmadi, maldivler ucusu haric digerlerinde cesitli eglenceler bulduk.

- maldivlerin baskenti male'de indikten sonra kalacagimiz adaya ulasimi hizli botlar ile yaptik. bu sekilde 40 dakikada adadaydik. bu is nispeten pahali ama (adam basi 50 dolar civari) ucretsiz olan ve uc saatte adalari dolasa dolasa giden botla gitmeyi goze alamadik. yine bir diger ulasim da deniz ucaklari. ilk gidisimizde onu tecrube etmis ve aman allahim eksik olsun dedigim icin o secenegi hic dusunmedim. aslinda ben adrenalin seven bir insanim ama bu minik ucagin patapata giderken cikardigi sesler, asiri sarsintili olmasi ve denizin ortasina inis yaptiginda minicik bir tahtaya atlamamiz (oradan bir tekneye biniliyor) beni cok korkutmustu. gerci simdiki seferde hizli botla giderken de yuregim agzima gelmedi degil. dalgalar uzerinden hoplaya hoplaya giderken kac kere ay tamam simdi devriliyor tekne diye yuregim agzima geldigini anlatmayayim en iyisi :) cocuklar ise cok eglenmisler oyle diyor hanim kizim :)


- maldivler yuzde yuz musluman bir ulke, bu yuzden ulkeye giriste uyari yapiliyor. halk icinde asiri acik giyinilmemesi, dinlerine saygili olunmasi gibi. adalarda tabi nispeten daha rahat olunuyor ama oyle uc ornekler de gorulmuyor. yabancilar da oldukca saygili. musluman olduklari icin yemekler konusunda icimiz rahatti ve genelde damak tadimiza yakindi. otelimizi secerken adada yerlesim olmamasini istememizin nedeni de buydu. elbette denize ciplak girmiyoruz ama yerlesim olan yerlerde biraz daha dikkatli olmak gerekiyor ve bazi adalarda turistler icin belirlenen plajlar oluyormus. 

- genelde otellerden turkiyedeki gibi hersey dahil sistemler beklemek yanlis olur, aslinda dunyada turkiye haric baska biryerde var mi boyle hizmet bilmiyorum, bence yok. kaldigimiz otelde (ve oncekinde de) tam pansiyon (sabah ogle aksam yemegi dahil) ama icecekler ucretliydi. her ogunde bir icecek icsek bile icecek masraflari asiri tutmuyor yani ama bunlar hersey dahil deYiiil diye bastan vazgecmeyin :)) Ara ogunlerimizi ana ogunlerde yanimiza fazladan aldigimiz kurabiye meyve falan ile gecirdik biz de napalim :) gerci hizmet veren restoranlar da oluyor. Biz sahsen kendimiz pek aramadik ara ogun ama cocuklar az yediklerinden onlar ihtiyac duyuyorlardi.


Yazi cok fazla uzadigi icin, maldivlerin dogasi, baliklari ve ne yapilir/ biz neler yaptik hakkinda da yarin yazayim olur mu? Tabi yorumlarla merak ettiklerinizi de sorarsaniz sahane olur!

16 Aralık 2016 Cuma

Dikissiz Bere

00:15:00 1 Comments
Yine bir sure bloguma ara verdim, dogrusu cogu zaman yazacaklarim anlamsiz geliyor gozume. iste boyle anlarda orgu ormek, evimi suslemek kendi minik dunyami guzellestirmek ruhuma iyi geliyor. Instagramda ordugum bereyi paylasinca, nasil yapildigini soranlar olmustu. Yine instagramda yazmistim ama buraya da kopyalayacagim.




Misinalı şiş ile #dikişsizbere nasıl yapılır? ✂️


Bir önceki paylaşımda gelen yorumlara istinaden biraz açıklamaya çalışayım. Aslında misinalı şiş ile örmek, iki şişle örmeye göre daha kolay. Normal şekilde ilmek atıp başlanıyor, sonra sıra sonu geldi demeden hep aynı yönde örmeye devam ediliyor. Dolayısıyla iki şişte örerken sıranın tersine geçildiğindeki ters örme karışıklığı yok. Hep aynı şekilde ilerliyor. Döne döne örüldüğü için bir kesik oluşmadan silindir şeklinde örülmüş oluyor. ✂️ Bu elimdeki bere ile ilgili biraz detay verecek olursam, 4 numaralı şiş ile 70 ilmek başladım oğlum için. Elimdeki yünler istediğim kalınlıkta değil ama no problem :) Mor ipi iki kat, hardal ipi üç kat yaptım oldu 😀 İlk başta bir miktar lastik (bir ters bir yüz ördüm) ardından düz örgüye geçtim, bir süre sonra da hardalı ekleyip bir sıra hardal bir sıra mor şeklinde ilerliyorum. Ben örgümü fotoğrafta görülen (v) şekilli örgü ile ilerletiyorum (düz örgü deniyor) ama istenirse ters örgü ile örülüp bitince tersini çevirerek kullanabilirsiniz. Ters örgüyü örmek (haroşa diyebiliriz buna) daha kolaydır. Şapkayı bir miktar düz hardal ile bitirip mor ponpon yapacağım. Bitirme kısmında biraz azaltmak iyi olacak zira ipim kalın büzüşmesi zor olabilir. Umarım anlatabilmişimdir, anlaşılmayan bir yer varsa sorabilirsiniz. 😘