23 Mayıs 2013 Perşembe

14. Ay Mektubu; Vedalarla Dolu Bir Ay

14. Ay Mektubu; Vedalarla Dolu Bir Ay
Pamuk şekeri kızım,

Bu ay öyle çok şeye veda ettik ki hala kendime gelebilmiş değilim. Sen benim kadar etkilenmedin, yine çok neşelisin.

İlk vedamız Slovakya' ya oldu. Doğduğun ve ömrünün ilk yılını yaşadığın ülkeden ayrıldık. Oradayken dışarı çıktığımızda, "benim bu ülkede ne işim var" diye düşünceler geçiyordu kafamdan ama buna rağmen evimizi seviyordum. Seninle bütün gün ve geceler boyunca ne çok anı biriktirdik orada. Dolayısıyla ayrılırken biraz hüzünlendim.

Zaman sırasına göre ikinci veda emzirmeye oldu. İstanbul' a gidince hastalandın ve hastayken emmeyi reddettin. Sonrasında bir kaç kere emdin ama istekli değildin. Zaten son iki aydır gündüzleri daha az emiyordun ama geceleri emmeye devam ediyordun. Yine de bu uzun bir süreçti elbette birden bire olmadı, aylardır bırakmaya hazırlandığını hissediyordum. Buna rağmen  bu değişim beni öyle etkiledi ki hala içim acıyor. Biliyorum emzirme süreci elbet bitecek olan bir süreç ama anneler 1 ay da 30 ay da emzirmiş olsa, emzirmenin bitmesinden etkilenirler. Bazen teklif ediyorum yan bile bakmıyorsun, bu tavrın canımı acıtıyor ama eminim bana anlatamadığın haklı gerekçelerin var.

Bir diğer vedamız İstanbul'dan ayrılmak oldu. Oradaki herkese çok alışmıştın. Sanırım bu değişim seni etkiledi çünkü geldiğimizden beri seni oyalamakta zorlanıyorum gün boyunca.

Amsterdam'a geldiğimizde ilk kaldığımız yerde sana bir beşik getirdiler. Gündüzleri onda uyutup geceleri eskisi gibi yanımızda yatırdım birkaç gün. Bir gece ben içeride çalışırken, yatakta baban olmasına ve etrafında yastıklardan set olmasına rağmen yataktan düştün. Yorgun baban farketmemiş hareketlerini uyurken. Daha önce de düşmelerin olmasına rağmen bundan çok etkilendin, çok ağladın, o gece odaya girmek istemedin kucağıma yapıştın ve seninle salonda uyuduk. Sonraki gece seni yanımızda beşiğe yatırdım. Gecenin bir yarısı uyandın seni yanıma almak istedim ama beşikte yatmak için ağladın. Oraya yatırdığımda hemen uyudun. Öyle tuhaf oldum ki, zaten emzirmenin bitmesi ile seninle aramızdaki bağların koptuğunu düşünürken, senin kokunu alamadan uyumak, sıcaklığından mahrum kalmak çok koydu kızım. O günden beri gece gündüz ayrı yatıyoruz. Sadece ilk uykuya dalma anında büyük yatakta beraber yatıyoruz, sonra seni beşiğe alıyorum. Bir ayda böyle iki büyük değişim bana ağır geldi ama bir kez daha tercihlerin konusunda ne kadar yetkin olduğunu gördüm. Ne meme bıraktırma derdi, ne yataktan ayırma derdi gibi şeyler yaşatmadan her aşamaya kendin karar verdin.

Böylece bu ay (bana göre) artık bebekliğe veda etmiş oldun kızım. Biliyorum seninle her dönem ayrı güzel, her veda yeni başlangıçlar demek. Kalbimin bir yarısı geçip giden günlerin yasını tutarken, diğer yarısı gelecek eğlenceli günlerimiz için pıt pıt atıyor. Anne olmak böyle bir şeymiş ...
Not: Bu yazıyı dört gün önce yazıp kaydetmiştim. O anki duygularımı yansıttığı için değiştirmedim. Son iki gündür gecenin ortasından itibaren yine beraber yattık. Dün 14. dişin olan üst köpek dişin de çıktı (ilk köpek dişin tam bir ay önce çıkmıştı ve hasta olmuştun), yine aynı hastalığa tutuldun. İki gecedir çok sık uyanıyorsun, ağlıyorsun ve rahatsızsın.

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Neyi Bekliyorsun

Dün akşam kafamda bir ışık yandı ve kendime bu soruyu sordum. Hayatım boyunca kendimi ikinci plana attım, isteklerimi erteledim ya da geçiştirdim. Genelde bundan şikayetçi değilim, fedakar olmak bana mutluluk veriyor. Bir nevi acıların çocuğuyum gururu yaşıyor insan, hastalıklı bir düşünce olduğunu biliyor olsam da.

Öyle aman aman içimde kalan birşey yok da ( Allah'a şükür Allah rızkını bir şekilde ulaştırıyor veya gerçekleştiriyor) bir tek zayıf bir kadın olma hayali yıllardır süregeliyor.

Çok aşırı kilolu değilim ancak kilit soru şu kendimden memnun muyum? Bunu samimi şekilde soruyorum hani 50 kilo olursun da "ay ben şuramı beğenmiyoruuum, göbeğim çıktı seliluitim var" şeklinde değil. Evet istediğim görünüm bu değil ve abartılı bir cevap değil cevabım. 

Diyet, düzenli beslenme, sağlıklı yaşam ne derseniz deyin, bu aşamaya geçmekte sorun yaşamıyorum da sürdürmekte zorlanıyorum, sonuçları kısa sürede alamayınca motivasyonum kayboluyor, bir sonraki zamana erteliyorum, o bitsin, şu geçsin, kızım yürüsün, emzirme kesilsin .... Bütün gerekçelerim mantıklı, sudan sebepler değil ve haklıyım ama zaman da su gibi akıp geçiyor, istediğim şartlar sağlandığında ya çok geç olursa.

Akşam kafama dank etti, elbet istediğim görünüme kavuşacağım ama 40 yaşımdayken mi 50 yaşımdayken mi olacak bu?  Şimdiki yaşlarım (34) belki de güzel olduğum son demler, kırışıklıkları az, enerjim var, saçlarım fazla beyaz değil... Şimdi zayıf ve güzel olmayacağım da yaşlanınca mı olacağım. O zaman daha önce zayıflamadım diye pişman olmayacak mıyım, resimlere bakınca ( bu gidişle sayısı çok az olacak çünkü kendimi beğenmiyorum diye kaçınıyorum resim çekilmekten) geçmiş yıllarıma üzülmeyecek miyim?

Bu düşünceler çok değişik değil elbet, hep işitiriz de içselleştirmek için sana özel bir an gelmesi gerekir hani, kafana dank eder bir anda. İşte ondan oldu bana dün akşam.

Ve nihayet ilk defa bu işe sıkı sıkı sarılmamı sağlayacak bir motto buldum, bir yıl da sürse artık kaçarı yok istediğim görünüme kavuşacağım. Ben şimdi bu yaşlarımda güzel olmak istiyorum daha sonra değil.

17 Mayıs 2013 Cuma

Amsterdam'da İlk Günler

Şöyle bol fotolu bir post yazmak isterdim blogcum ama yok. Çoğunlukla evde çekilmiş fotolar var. Geldiğimizden beri hava kapalı ve yağmurlu. Doğru düzgün gezemedik. Yine dışarı çıktık elbette ama ya mecburi resmi işlemler için ya da market için.

Kaldığımız yer genelde iş plazalarının olduğu bir bölgede yüksek bir apartman. Yüzlerce rezidans dairesi var. Bölge olarak Amsterdam'ın güneyinde, Amsterdam Zuid metro istasyonu çok yakın. Plazaların arasından fazla güneş girmediğinden olsa gerek acayip soğuk ve rüzgarlı. 10 dakika yürüme mesafesindeki markete giderken daha alçak binaların olduğu bir yerleşimden geçiyoruz, orası daha ılık ve güneşli. Havalar ortalama 10 derece geldiğimizden beri, pazar günü 20'nin üstüne çıkacakmış o zaman gezeriz inşallah.

Yanımıza fazla kalın kıyafet almamıştık,  Slovakyadan ev eşyalarıyla birlikte kargolanan tüm diğer kıyafetler bir depoda bekletiliyor. Ev tuttuğumuzda oraya teslim edecekler. Eşim incecik bir montla işe gidip geliyor garibim. Dışarda insanlar hala kışlık mont ve atkı giyiyorlar. Dila'yı da kat kat giydirmek zorunda kalıyorum çıkarken.

İki eve baktık, ikisi de bahçeliydi. Kızım için öncelikli tercihimiz bu yöndeydi çünkü. İki ev de birbirinden güzeldi ama ilki biraz daha ufak ve sınırlı süre için kiralıkmış. İlanda belirtselerdi hiç gitmezdik ama yazmamışlar. O evde ön kapıdan çıkar çıkmaz çocuk parkı vardı. Öyle yakındı ki. Bir sürü evin ortasında bir avlu olduğunu düşünün kapıdan iki adım. Dila bayıldı. Çocuklar vardı parkta oynayan hemen peşlerine takıldı. Buradaki çocuklar slovakyadaki gibi soğuk değil, hepsi Dila'yı seviyor, elini tutuyor, öpmek istiyor. Yani bu güne kadar böyle oldu. O evden ve parktan ayrılmak istemedi, bayağı ağladı giderken. Aslında evi tutabilirdik ama bir süre sonra iyice alışmışken nasıl ayrılırız diye düşündüm, 10 dakika için bile bu kadar tantanadan sonra.

İkinci ev yine bahçeli ve çok şirin bir semtte yer alıyor. Konumu yine Amsterdam'ın güneyinde sayılır. Eşimin iş yeri havaalanına yakın dolayısıyla o civarda baktık. Bu evin yeri havaalanının kuzeyinde 15-20 dakikalık mesafede. Evi görmeye giderken (çok kısa sürede gitmemize rağmen) geniş yeşil alanlar, otlayan inekler, atlar falan gördük. Şehir içinde bunları görmek bana inanılmaz geliyor.

Bu evi de çok sevdi Dila, çünkü kocaman bahçesi var. Hem önde hem arkada, arka bahçesi kapalı, ön bahçesi avlu gibi. İlandan aldığım resimler aşağıda.

arka bahce

oda

banyodan bir görünüm, penceresi kocaman genelde burda banyolar aydınlık

çatı katı, biz gittiğimizde biraz daha topluydu langırtı falan bırakacaklar mı bilmiyorum, ama şahane oyuncaklar vardı dila oynadı

çocuk odası, bu odadaki eşyalar istersek kalabilirmiş. Ben kalsın istedim. 
Kızıma romantik beyaz bir oda yapmak istiyordum ama olmayacak galiba. Bu odadaki eşyaları inceledim çok kullanışlı. İnternette yatak bakıyordum ama ne beşik ne de karyolayı uygun bulmuyordum. Kızım çok deli yatıyor, genelde enlemesine, karyoladan düşmesi muhtemel. Beşik de artık büyüyeceği için istemiyordum (zira bir tane var zaten). İçimden geçen şöyle kocaman kare bir yatak olsa, fazla yüksek olmasa (kendi inip çıksın), kenarları da hafif yüksek olsa şeklindeydi. Bunu bir marangoza özel yaptırırım diye düşünüyordum. İnanamadım ama bu yatak tam da öyle. Kocaman ve neredeyse kare, yanda kapı gibi bölümü var. Biraz süslemeler yapıp kızsal bir havaya büründürürüm ben bu odayı :) Dolap da alçak, çocuğun kendi başına kullanabileceği gibi. Masa ve sandalyeler mutfağa inmişti. Dila oturdu, tepesine çıktı falan. Ev sahibi de onu çok sevdi, sonradan öğrendik bizi de kiracı olarak sevmiş ve evi vermek istemiş.


Genelde bütün ev ilanlarında aşırı modern mutfaklar görüyordum. Çok sevmeme rağmen takıntılı değildim ama şansıma bu mutfak country stilde :) Çok güzel, açık mutfak şeklinde (yine açık olmasını istiyordum, Dila gezinirken mutfakta işimi yapayım diye), ön bahçeye bakıyor.


Salondan bir görünüm. İlave eşyalar gelecek. Tv ünitesi, tv ve kanepe istedik, ev sahibi de kabul etti  alıyorlar. Ayrıca yatak odası da boştu onlar da alınıyor. Yine şansımıza kullanılmamış eşyalı bir ev oluyor.

Ne anlatıyordum nereye geldim. Daha anlatacak çok şeyim vardı ama diğer yazıya kalsın onlar da. Sevgiler.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Yeni Bitmiş Temalar

En son yazdığım tema postunun üzerinden bir ay geçmiş neredeyse. Bu sürede önceki kadar hızlı olmasa da tema yapmaya devam ettim. Gerçi bu sürenin 3 haftasında İstanbul'da idim ve malesef iki haftasında kızım ve ben hastalıktan kırıldık. Neyse ki şimdi iyiyiz. 

İstanbul'da annemlerde kaldık ve orada internetim yok. Bekleyen işlerim olduğu için kendime bir vınn aldım ancak vınn tın çıktı. Slovakya'daki internet hızına alıştıktan sonra (dünyadaki en hızlı internet sıraalamasında listede) genelde 2g çektiği için bu hızda bağlanmak ölüm gibiydi. Bir saatte yaptığım işler 4 saat sürünce sinirlerim alt üst oldu.

Ancak bazen de ne kadar uğraşırsam uğraşayım olmuyor. Galiba bu temaların da bir kısmeti var :) Ne zaman kısmetleri gelirse o zaman oluyor. Mesela Bal Yanağın Hikayesi ile o kadar uzun süre çalıştık ki. Temanın altyapısını daha önce yaptığım bir çok temada kullanmama rağmen ve onlarda sorunsuz çalışmasına rağmen bu sitede bir türlü olmuyordu. Slayt hata veriyor, yükleme hata veriyor vs derken dün uzun zamandır bitmiş halde bekleyen temayı yükleyince, bu ayın işlerine dahil olmuş oldu. Romantik ama işlevsel bir tema sahibine kavuştu. 

blogger tabanlı blog teması

De Cooks Academy'nin sitesine daha önce yer vermiştim ama tamamlanmamıştı. Tabi biraz bazı değişiklikler de oldu. Fon rengi koyulaştı, sosyal ikonlar ve slayt düzenlendi, galeriler sayfalar eklendi ve site nihayet tamamen bitti. 

wordpress tabanlı web sitesi+blog

Bir diğer tasarım da Hayat Müzik. Türk Müzik dünyasındaki haberlerin, röportajların yer aldığı oldukça güncel ve zengin bu blog artık bir GeCe Design tasarımına sahip :)

blogger tabanlı blog 

Melodik Anne'nin teması daha Türkiye'ye gitmeden bitmişti ama paylaşamadım. Henüz içeriği yok çünkü Deniz Bebek yeni doğdu sayılır. Gerçi taze annemiz Gülin, başka blogunda yazıyor http://hayatmelodisi.blogspot.com ama fırsat bulduğunda yeni bloguna geçiş yapacak diye biliyorum. Bu temada anne yazısına ve sosyal ikonlara dikkat lütfen :))
blogger tabanlı blog

Bir diğer tasarım vintage shabby chic tarzında bir web sitesi. Bitti sayılır. Bu site bilingual olacak, ingilizce kısmını henüz tamamlamadım ama benzer şekilde bir site olacak o da. Çok severek çalıştım ve sonuç sık sık girip bakmama vesile oluyor :) Siz de Buse'nin Tatlı Dünyası'na bakabilirsiniz.

wordpress tabalı web sitesi+blog

Bir diğer tasarım da butik pasta kurabiye blogu Bak Sana Ne Yaptım Fırını için. Henüz içinde fazla yazı yok ama blogger hesabından aktarıldığında dolacak sanırım. Wordpress temalarında kullanılan font seçeneği bloggera göre çok daha fazla ve buna bayılıyorum. Bu temada herşey çok şeker oldu ama yazılar için seçtiğim font beni kalbimden vurdu :) Bu size tuhaf gelebilir ama fontlar benim için çok önemli. Artık yolda gördüğüm bir çok afişte kullanılan fontların adlarını biliyor oluyorum :)
wordpress tabanlı blog
Sonuncusu da yine bir web sitesi: Bilgi Eğitim ve Danışmanlık firmasının kurumsal sitesi. Mevcut logolarını muhafaza ederek hizmetlerini tanıtan, başvuruların yapılabileceği bir site oldu. 
wordpress tabanlo web sitesi +blog

Buraya yazınca aslında pek de az iş yapmadığımı farkettim zira web siteleri 3-4 bloga bedel zamanımı alıyor. Şimdi maillerimi gözden geçirip sırayla siparişleri hızlı bir şekilde karşılamaya çalışacağım nihayet artık yeniden hızlı bir internete de sahibim :) Bir de kendi portföy sitemi bitirebilesem çok iyi olacak 

Sevgiler

12 Mayıs 2013 Pazar

Amsterdam'dayız


Dun öğle saatlerinde geldik Amsterdam'a. Yolculuk Helo'nun çoğunlukla uyuması sebebiyle iyiydi. Bizim için New Amsterdam isimli bir yerde daire kiralamışlar. Rezidans daireler çok hoş olsa da etrafı plaza dolu olduğu için pek iç açıcı değil camdan bakınca. Yarın önceden beğendiğimiz bir kaç evi bakmaya gideceğiz belki de tutarız kim bilir.

Hollanda'da soğuk ve yağmurlu bir hava var. Bir kaç gün daha böyle olacakmış. Yanımıza fazla kalın kıyafet almamıştık, neyse ki kızıma almıştım biraz.

İnternetimizle ilgili sorunları hallettik. İlk fırsatta benden haber bekleyenlere döneceğim. 

Tüm annelerin anneler gününü de kutluyorum. Sevgiler.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Kosice -3 Amsterdam +3

Kosice -3 Amsterdam +3
Bir süredir gündemimizde vardı yeni bir ülkeye taşınma mevzusu. Ancak bugüne kadar kendimi kaptırmamaya çalıştım her şey hazır olsa da. Daha önce tüm izinler çıkmışken konsoloslukta çıkan vize sorunları yüzünden Polonya'ya gitmekten vazgeçmiştik. Şimdiki durumda bizim ve ülkenin şartları daha farklı olsa da son ana kadar kendimi heveslendirmedim.

Slovakya bizim için miadını doldurmuştu. Son bir yıldır eşim başka işler arıyordu ve yılbaşına kadar iş başvurularına devam etti. Olursa olur olmazsa İstanbul'a dönüş yapacaktık. Zaten kızım doğduktan sonra gurbet daha zor gelmeye başlamıştı. Dönmeyi istiyordum ama Allah'a hep hayırlısı için dua ediyordum. Başka bir ülke olursa da en azından aynı şehirde havvaalanı olmasını, istanbula sık uçuşların olduğu bir yer olmasını diliyordum.

Yılbaşında türkiyede iken herkes soruyordu dönüp dönmeyeceğimizi. Ben de yeni yıldan sonra kesinleşeceğini söylüyordum ki umut vadeden bazı iş başvuruları yapmıştı eşim, yeni yıldan sonra belli olacaktı. Malesef hiç biri olmadı, hatta kesin dönmeye karar verdiğimiz için Cem kariyer.net deki özgeçmişini güncelledi yeniden.

Sonra bir gün eşime iş teklifi geldi. Daha önce de linkedIn hesabından teklifler geliyordu. Bu iş tam da istediği özellikteydi çünkü son bir yıldır özellikle internet güvenliği konusunda birsürü sertifika sınavına girdi ve geçti, bu alanda iş istiyordu ama pek de olmuyordu. Parasını mı yoksa sevdiğim alanı mı kriter almalıyım ikilemini yaşıyordu ve artık bakmak zorunda olduğu bir de çocuğu olduğu için para kısmı ağır basıyordu işler heyecan verici olmasa bile.

Bazı firmalar uzun vadede ihtiyaç duyacakları elemanları bir çeşit beyin avcısı ofislere devrediyorlar. Bu ofislerde çalışanlar o şirketin kriterlerine uygun eleman bulup onu razı edip şirkete kabul ettirirse adan başına para kazanıyor. Dolayısıyla bu iş bir ilan olarak eşimin görebileceği bir iş değildi. Firma ve şartlat bize söylendiğinde çok heyecan verici bulduk ama öncesinde bir çok aşama vardı.

İlk olarak 45 dakikalık online sınava girdi ki çok iyi notlarla sertifikaları almış olan kocacım zor olduğunu söyledi. Neyse ki geçmiş. Ardından bir saatlik telefonda teknik sorulardan oluşan sözlü sınav, ardından yüzyüze görüşmeli juri karşısında iki buçuk saatlik sınav ve sonunda hepsini geçip teklif sunuldu. Tahminimizin üzerinde fırsatlar sunduklarında ise çok sevindik.

Önce kontrat ve diğer resmi işlemler yapıldı, oradaki yabancılar merkezinden vizemiz çıktı ( yarın istanbuldaki konsolosluktan alacağız), bir nakliye firması ayarlandı geçen hafta eşim gelmeden önce eşyalarımızı verdi, Amsterdamda ev bulana kadar kalacağımız otel ayarlandı ve bütün bu masrafları firma üstlendi bizim uçuş masraflarımız da dahil.

Yani biz iki hafta önce Dila ile istanbula geldiğimizde bir daha dönmemek üzere ayrılmıştık slovakyadan. Ne kadar sıkılmış olsam da hüzünlü bir veda idi, orda hamile kaldım, bebeğim orda doğdu ve bir çok güzel anımız oldu.

Bu ülke ile henüz bir yaşında iken yaşadığı ikinci ülke ve üçüncü ev olmuş olacak kızımın, bazen bu hız acaba onu olumsuz etkiler mi diye düşünüyorum. Hakkımızda hayırlısı.

Bu hafta sonu yeni hayatımıza başlayacağız bakalım neler olacak. Daha önce turistik geziler yapmış ve beğenmiştik ama yaşamak ile gezmek çok farklı oluyor tabi ki. Yine de en azından türk bakkalları sayesinde nihayet daha zengin şekilde kızımı besleyebileceğim ve sabiha gökçene hesaplı pegasus uçuşları ile sık sık gelip gidebileceğimizi umuyorum.

Not: önceki yazıma gelen yorumlara çok teşekkürler çok iyi geldi. Dila iyileşti, ben hastaydım daha kötüleşti ondan sonra ama şimdi son demlerindeyim bitiyor ve galiba dila emmeyi bıraktı hep reddediyor bazen gece uykusunda nadiren kandırabiliyorum