29 Nisan 2013 Pazartesi

Zor Günler

Zor Günler
Hasretle beklediğim kavuşma oldu bir hafta önce ama hiç birşey umduğum gibi gitmedi şu ana kadar. Laleler bitmeden görecek, görmek istediklerimi ziyaret edecek, kızımla süslenip püslenip gezecektik. Bunların hiç biri şuan umrumda değil elbet yeter ki sağlık olsun.

Geçen çarşamba gecesi ateşlendi Helocum. İlk başta diş ateşi sandım, zira köpek dişleri geliyor biri çıktı hatta diğeri yoldaydı. Daha 13 aylık üstelik :( Gece boyunca ateşi 39 ları bulunca sabah erkenden doktora gittik. Kulakları kızarmış, burun akıntısı ve ağız kokusu var diye bunun virütik bir hastalık olduğunu soğuk algınlığı olmadığını söyledi. Sonra emin olmak için bir de kbb baksın dedi. Kbb doktoru baktığında kulak ve boğazda birşey yokmuş çok şükür. Dişe bağlı grip dedi şuruplar verdiler. İlk ciddi hastalığına yakalanmış oldu :( İki gün boyunca ateşi ve bitkinliği devam etti, şurup içmeyi reddetti, bir kaç lokma dahi yemek yemedi ve en kötüsü de memeyi hep reddetti. Burun akıntısı genzine doğru akıyor ve günde bir kez kusuyor, özellikle de sabahları.

İki günün sonunda biraz keyfi düzelmişti, iyileşti sandım ig ye de yazmıştım. O gün gözleri çapaklanmaya başladı. Ertesi gece gözleri kapandı, gece uyanmalarında uyku sersemi pek anlamadı ama sabah o ağlarken ben de ağlaya ağlaya sütümle temizledim. Şu an hala gözleri çapaklanıyor sürekli temizliyorum.

Bu gün ise yeniden baygın bakışlar ve tavan yapmış huzursuzluk baş gösterine yeniden doktora gittim. Grip devam ediyor, neyse ki boğaz ve kulak temiz. Gözlere damla verdi , şurup içiremediğim için de üç tane iğne. İlkini olduk akşamüstü o zamandan beri uyukluyor.

Günlerden beri ilk kez bu gün emzirme talebimi reddetmedi memeyi aldı ama sanırım süt gelmiyordu gel gel deyip ağladı, sonra bıraktı. Ben kahroldum.

Sütüm kesilmesin diye sağdım ara sıra ama çıkmıyor en fazla 5-10 ml ve kesilecek diye ödüm patlıyor. Aslında kesilse bile nankörlük etmeyeyim çok şükür 13 ay emdi ama emmek isteyip de gelmediğinde o gel gel deyişi kulaklarımda çınlıyor. Böylesi bir durumu hayal edemezdim hiç.

Şimdi durmadan dua ediyorum, kızım iyileşsin ve sonrasında yine emebilsin. Mümkün müdür acaba böyle bir hafta falan emmeyip geri dönen örnekler var mı? Çok perişanım morale ihtiyacım var.

24 Nisan 2013 Çarşamba

13. Ay Mektubu: Yolun hep açık sonu aydınlık olsun!

Bu ayın şüphesiz en önemli gelişmesi yürümeye başlaman oldu biriciğim. O kadar uzan zamandır bekliyordum ki yaş gününde hala cesaretin gelmediğinde hayal kırıklığına uğramıştım. Neyse ki çok beklemedin 12 ay 4 günlük ilen ilk bağımsız uzun yürüyüşünü yaptın. Tam 18 adım! O anı kaydedemedim heyecandan ama adımlarını saymayı akıl ettim :)

Takip eden günlerde kendini geliştirmeye devam ettin. Uzun zamandır elimi tutarak yürüdüğün için vazgeçmen kolay olmuyor ellerimden. Hala beraber yürüyoruz gün içinde ( kendi başına da yürüyorsun ama tüm yürümelerini yalnız yapmıyorsun) , ancak babanla vardığımız kanaat o kiherhalde doğrudan koşmaya başlayacaksın bağımsız kaldığında.

Yalnız yürüdüğünde zorunlu olarak yavaşladığın için bunda hoşlanmıyor,ellerimize tutunup koşa koşa kolay yoldan hedefine ulaşmayj tercih ediyorsun. Bazen bu durum beni çok yorsa da şunun şurasında daha ne kadar elimi tutacaksın ki diye düşünüp sabrediyorum.

Bu temkinli hallerinin sebebi iki hafta önce çok korkutucu bir düşüş yaşamandı. Bedensel olarak hazırsın ama bu işin bir de duygusal boyutu varmış, işte o sıçramayı bekliyoruz hepimiz.

Yine de artık istediğinde gayet iyi yürüdüğün için bu ay bu konuyu yazdım. Yolun hep açık sonu hep aydınlık olsun kuzum. Hayat sana hep dikensiz, yokuşsuz ferah yollar sunsun inşallah.

Ben ve baban da sen her nezaman istersen elinden tutacağız canım.

Annen- İstanbul


21 Nisan 2013 Pazar

Yolculuk

Yolculuk
Helo ile yola çıkıyoruz bugün. Babası bir süre sonra gelecek yanımıza. Aylardır sevdiklerime kavuşmayı bekliyordum ama kocamdan ayrı kalacağım, kızıma onsuz nasıl bakacağım diye huzursuzum biraz. Gece uçuşu aldık bu sefer biletleri. Umarım sorunsuz geçer. Zira artık Helo' yu zaptetmek 2 saat boyunca sabit tutabilmek imkansız. Yükümüz de epey var, bakalım tek başıma nasıl idare edeceğim.

Doğum günü bir ay geçti neredeyse. Böyle gecikince pek hevesim kalmadı ama belki yaparız bir kutlama. Bu gidişimde çözülmesi gereken bazı işlerimiz var umarım onlar da yoluna girer. Ve bir de uzun zamandır bozuk olan gava, biz gelince düzel emi?

Bize şans dileyin. Görüşmek üzere.

18 Nisan 2013 Perşembe

Biten Yeni Temalar

Geçen hafta hedeflediğim tasarım sayısına ulaşamadığım için yazı yazmadım ama çok çalıştım. Daha çok yeni temalar için taslaklar ve kodlamalar yaptım ama bloglara yüklenip de son hale gelmiş temalar ancak aşağıdakiler oldu.

Bir blogun oluşum süreci şöyle oluyor. Önce bir takım sorularla nasıl bir tema istediğinizi anlamaya çalışıyorum, ardından görsel bir taslak yapıyorum, sonra kodluyorum ve bloglarına yüklüyorum. Bu üç aşama süresince karşılıklı iletişimin hızına bağlı olarak tamamlanma süreleri değişebiliyor.

Biten temalardan ilki Esra Ertuğrul'a ait Bebeğim Geliyor blogunun teması. Headerda kullanmak için aradığım görselin, huzurlu bir ifadeye sahip, biraz doğa üstü bir havası olmasını istyordum ve düşlediğim gibi bir görsel bulabildim. Buradan bakabilirsiniz.


İkincisi daha önce paylaştığım de Cooks Academy web sitesinin bir alt kolu olarak açılmış olan parti blogu de Cooks Party. Canlı renkler ve flamalar ile süsledim. Buradan bakabilirsiniz.


Üçüncüsü ve çok sevdiğim çalışmalardan biri oldu. Makeup by Bgm, profesyonel makyaj tasarımcısı Begüm'ün harika çalışmalarını ve videolarını sergilediği bir platform. Sade ama şık bir tema tasarladım.


Dördüncüsü ise hep bir gün tasarlamanın hayalini kurduğum ve bu uğurda görseller biriktirdiğim bir çalışma oldu. Shabby Vintage tarzında romantik bir blog olan Sabun Ruhu, özel tasarım sabunlar için açılmış bir blog.

Devam eden tasarımların tamamlayarak haftaya bir başka biten temalar yazısında görüşmek ümidiyle :)

17 Nisan 2013 Çarşamba

Romantik Lavanta Keseleri II

GUNCELLEME: artık bu keseleri özel sipariş üzerine yapıyoruz. İletişim için instagram hesabı : http://instagram.com/happysweetgifts ve blog adresi http://happysweetgifts.blogspot.com/ bakabilirsiniz.

Helodunya'dan önce bu blogu takip edenler, hobilerime düşkün olduğumu bilirler. O zamanları deli gibi özlüyorum, internette şahane şeyleri görüp yapılacaklar listem büyüyor, umarım zamanla yapabilirim.

Daha önce arkadaşıma hediye olarak nişanında verilmek üzere lavanta keseleri hazırlamıştım. İki yazı olarak paylaşmıştım 1 ve

Geçen hafta bu yazılarımı gören bir bayan, kardeşinin nişanı için sipariş vermek istediğini söyledi. Satış yapmadığımı söyledim ve reddediyordum ki aklıma zaman ve kaç adet olduğunu sormak geldi. 50 adet isteyince hemen İstanbul'daki ekibe sordum yapabilecekler mi diye.

Yeğenim Ezgi, bir süredir bu tarz işlere merak saldı, hatta beni bile geçti, şeker hamurlu kurabiyeler yapmaya başladı sipariş üzerine. O kadar ince çalışıyor ki bu keseleri tam istediğim gibi yapacağından emindim.

O da kabul edince çalışmaya başladık. Bizim bütün aile seferber oldu, terzi olan annem keseleri dikti, ben yazının fontlarını hazırladım, ablam ve Ezgi yazdılar, bağladılar süslediler ve kargoya verdiler. Eski yaptıklarımdan daha özenli oldu.




Yaparken zevk aldığı için yeğenim yaptığı kurabiyelerden başka bu işi de sipariş üzerine yapmaya karar verdi. Eğer bu tip veya buna benzer keselerden sipariş vermek isterseniz gecedesign@gmail.com adresine mail atabilirsiniz. Bebek şekeri, nikah ve kına hediyelikleri ve ya sadece evinizde dolabınıza koymak için mis kokulu romantik keseler yapabiliriz.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Instagram ve Anlık Paylaşım

Uzun zaman önce bir yerde okumuştum, fotoğraf çekerken binaları, mekanları değil de anları çekin diye. Mesela bir tatile gittiniz, şehri değil bir cafede otururken keyif aldığınız bir anı çekin diyordu. Çünkü o tatile ait anılarınızın saklanması önemli olan. Zira bugün google maps de bile mekan görüntüleri bulmak mümkün.

O gün bu gündür buna dikkat etmeye çalışıyorum. Eskiden fazlasıyla börtü böcek çekmişliğim de vardır. Yalnız şu bloga baktıkça yabani hayvan fotosu çekme arzusu uyanıyor ama o da zor bir durum :)

Instagram'da genelde iki türde fotoğraf paylaşımı oluyor. Birisi benim sevdiğim ve daha doğal bulduğum "an" paylaşımları, diğeri de uğraşılmış kompozisyonların paylaşımı. Bu planlı fotoğraflar içinde beğendiklerim oluyor zaman zaman ama genelde pek doğal bulmuyorum.

Benim fotolarımda o an neyse olduğu gibi yansıyor. Daha iyi çıksın diye uğraşmıyorum. Zaten o anı yakalayabilmek bile zor olabiliyor özellikle Helo söz konusu olduğunda.

Mesela aşağıdaki fotoda hiç bir oynama yok. Evin hali neyse o :) Bu resme bakınca bana öyle çok şey ifade ediyor ki... Banyo kapısında bir türlü kaldıramadığım havlular (Diladan fırsat bulamamışım), kapının ardına asılmış poşet (yakında istanbula gideceğimiz için alışveriş yaptım hediye amaçlı, dolaba da kaldırmadım valize girecek, çok heyecanlıyım), Dila'nın üzerindeki yelek (yeni uyanmış ondan yelek var yoksa giydirmiyorum sürekli) gibi...

Bu durumda fotoğraftaki her ayrıntı her dağınıklık aslında bir hikaye taşıyor. Bu yüzden her daim derli toplu olan evleri eskiden beri ruhsuz bulmuşumdur. Hep derim bir ev mağaza vitrini gibi durmamalı, içinde yaşanmışlığa dair bir işaret olmalı. Mesela su içilip bırakılmış bir bardak, antreye asılmış montar... Dikkat ederseniz dekorasyon dergilerinde de bu tip ayrıntılar vardır.

Yine fotoğraflarda bebeğini mum gibi süsleyip resimlerini paylaşanlara özensem de düşünmeden edemiyorum. Bu çocuk acaba gönlünce üstünü kirletiyor mu, yeteri kadar eğleniyor mu diye. Elbette ki böyle fotoğrafların paylaşılmaması, olmadığı anlamına gelmez ama aklımdan geçiyor napıyım. Acaba bu bebeğin pasaklı halini de görür müyüz bir gün diye düşünüyorum.

İşte bizim kızın pasağı. Süslü halleri kadar pasağın dibine vurmuş anları da benim için çok değerli ve  paylaşmaya değer. Kimbilir ne pasaklı bir anne olduğum düşünülüyordur ama umrumda değil. Kızım mutlu, ben o mutlu olduğu için mutluyum daha ne olsun :)


Nice paylaşımlara.

12 Nisan 2013 Cuma

Düğün Hikayesi Magazin: Evliliğin Başucu Kitabı

Twitter ve Bir Yastıkta'dan paylaşmıştım ama buradan paylaşmayı unuttum bu haberi.

Blog arkadaşlığımız epey eskilere dayanan ve hatta görüşme şansı yakaladığım fotoğrafçı arkadaşım Ayça, harika bir hizmet başlattı: Düğün Hikayesi Magazin. Zaten kendisi Düğün Hikayesi ismini tescil ettirmiş, Türkiye'de düğün hikayesi fotoğrafçılığını ilk başlatan isimlerden biridir. Birkaç ay önce bana yılda dört kere çıkacak ve ücretsiz dağıtılacak olan böyle bir dergiden bahsettiğinde ve yazar olmamı istediğinde sevinçten havalara uçtum.


Bir ay önce derginin 1. sayısı çıktı ve dağıtıldı. Malesef yurt dışında olduğumdan dergiyi elime alamadım ama online olarak okudum. Ayça bir de bu dergideki yazıların toplandığı bir site açtı. Bu siteden de yazılar okunabilir ama görseller sadece dergide yer alıyor. Benim yazım da burada, ilk yazıda röportaj yaptık. Biraz önce ikinci yazımı da gönderdim, diğer yazılarda gelinler için öneriler paylaşacağım.

Bu projede gönüllü olmak beni gerçekten çok heyecanlandırıyor. Hele ortaya çıkan sonuç uluslararası standarttaki degilerle yarışabilecek bir düzeyde olunca, bu çalışmada yer alan herkes gibi gurur duyuyorum.  Ayça'nın ve Düğün Hikayesi Magazin ekibinin ellerine sağlık diyorum.

8 Nisan 2013 Pazartesi

Bir yılda 12 diş çıkar mı ?

Bir yılda 12 diş çıkar mı ?
Diye sormuştum ablama bir zamanlar. O zaman yeni hamileydim ve pek fikrim yoktu dişler hakkında. Bir yabancı blogda görmüştüm bir bebeğin ilk yaşında 12 dişi varmış diye yazmışlardı.

Ablamın cevabı şöyle oldu ; " vah yavrum vah "

O zaman bunun anormal olduğunu düşünmüştüm. Şimdi öyle düşünmüyorum ama daha az olası bir durum galiba.

Bu durumun başıma geleceğini hayal edemezdim. Kızım şu an 12,5 aylık ve 12 dişimiz var. Biraz gecikmeli oldu ama yine de kabaca bir yaşında 12 diş diyebiliriz.

İlk iki alt kesiciler 5,5 aylık iken on gün arayla,

Üst dört kesici 7 aylıkken üç hafta içinde sırayla,

İlk üst azılar (iki diş) 10,5 aylık iken bir gün arayla

Alt iki kesicinin yanına iki kesici daha çıkması 12 ay 4 günlük iken aynı anda

Alt azıların (iki diş) birkaç gün arayla üç gün önce

çıktılar. Şimdi hem Helo'ya hem de kendime vah yavrum vah demek istiyor, bu diş perisi midir nedir bir süre bize uğramamasını diliyorum.

2 Nisan 2013 Salı

Mart Ayının Son Temaları

Bu haftanın biten temaları ile karşınızdayım.


İlki bir web sitesi. Henüz bitmedi. Daha doğrusu tasarımı bitti içinin doldurulması kısmı kaldı. Web sitesi tasarımlarında iş yükü biraz daha fazla oluyor. Sadece tasarım değil sayfalar, resimler, galeriler de düzenleniyor. Bu yüzden ücreti birazcık daha pahalı. Genel olarak tasarım muhteşem oldu, bence yani. Sayfa yerleşimini 3 sütun tercih etti sahipleri. Böylece sağ ve sol sütunlara güncel haberleri koyabilecekler. Henüz sütunların düzenlenmesi bitmedi ama o kısımlara özel bazı görseller tasarlayacağım.  de Cooks Academy yakında açılacak olan genelde kurs verecek bir kurum. Pasta, kurabiye, çikolata yapım kursları yanı sıra İtalyan makarna ve sosları için de kurslar olacak. Ne muhteşem değil mi. Kurs bilgilerinden fikir edinebilirsiniz.


İkincisi ise bir blog tasarımı. Aslında bu bloga daha çok iyileştirme hizmeti verdim. Arkaplan ve header belliydi. Daha düzgün ve derli toplu görünmesini sağladım. Gayet iç açıcı oldu bu haliyle. Buradan bakabilirsiniz Anne Fare Yakaladım


En çok tasarım yaptığım blog stili pasta&kurabiye ile ilgili olanlar. Bir süre sonra tasarımlar kendini tekrar etmeye başlıyor. Çünkü bu alandaki tasarımlar için kullanılan ağırlıklı renkler ve logolar üç aşağı beş yukarı benziyor. Bu temada ise biraz farklılık yaratmak istedim. Parçalı arkaplan ve arkaplan üzerine yazılmış blog başlığı bu farklılığı verdi. Mevcut logosu kırmızı ve siyah tonlarında olduğu için, çok boğmadan bu renkleri kullanmaya çalıştım. Buradan bakabilirsiniz Pastalı Mutfak


Sonuncusu ise özellikle parti dünyası ile ilgili haberler yazan Rahat Yazar'ın blogu. Ona özel bir logo tasarladım, benzer tonlarda renkler kullanılmasına rağmen fazla göz yormadan kolay okunabilir fakat aynı zamanda şık bir tasarım oluşturdum. Buradan inceleyebilirsiniz.

Bu hafta yine 4 tasarım bitirmeyi hedefliyorum. Benden haber bekleyenler var ama sırayı fazla bozmamaya çalışıyorum. Malum her blog&web sitesi sahibi kendi tasarımı için aynı derecede heyecanlanıyor ve bekliyor.

Sevgiler.

1 Nisan 2013 Pazartesi

Takvimde Bir Yıl ama Gerçekte Kaç Yıl Yaşadım?

Takvimde Bir Yıl ama Gerçekte Kaç Yıl Yaşadım?
Geçen yıl bugün 10 günlük anne olarak, anne iken ilk doğum günümü kutladım. Pek tabi ki o zaman daha anneliği pek anlayamamıştım. Bugün bir yıl geçtiğinde düşünüyorum, gerçekten bir yıl mı yaşlandım, yoksa harcadığım efora bakarsak 3 yıl mı yaşlandım ya da kızımın içime verdiği yaşam enerjisiyle 3 yıl gençleştim mi kestiremiyorum.

Anne olmak çok zahmetli bir işmiş. Geçen gün kendi kendime düşünüyordum. Çocuk yetiştirmek için şu bir yılda harcadığım enerjiyi kariyerime harcasam asistanlıktan profesörlüğe terfi ederdim. O kadar yoğun bir mesai harcanıyormuş ki. Hiç bir yardımcım olmadığı için bu süreci dibine kadar yaşadım.

Yine de bir evlat sahibi olmanın verdiği tat hayatın hiç bir kısmında yokmuş. Bu yüzden artık doğum günlerimde (kızımın doğum günü ile arasının az olmasından dolayı) annelik yaşımı kutlamaya karar verdim. Zaten rakamlar da gitgide büyüyor diye yaş günü kutlamak hiç içimden gelmiyor, böylelikle bu günleri stressiz geçirebilirim. Kızımla birlikte her geçen yıl gençleşeceğim çünkü.

Sevgiler