26 Şubat 2013 Salı

Slovakya'da Bebekler

Slovakya'da Bebekler
Birkaç gün önce gündemde olan, kuzey ülkelerinde soğukta uyuyan bebekler konusunu duyduğumda ben hiç yadırgamamıştım. Zira burada soğuk havalarda sokaklarda bebek görmemeniz imkansız. Ben de burada gördüklerimi paylaşayım istedim.

Slovakya orta Avrupa'da yer almasına rağmen coğrafyasından mıdır nedir, daha kuzeydeki bazı ülkelere göre kışları daha soğuk ve karlı geçiyor. Kasım sonundan, Mart başına kadar neredeyse hep kar vardır. Hava aşırı soğuk değildir (ortalama -5 civarı) ama 5 derecenin üzerine de neredeyse çıkmaz. Gerçi geçen kış çok soğuktu -20 leri bulmuştu.

Bu ülkede bebekler ve çocuklar her zaman birinci derecede önceliğe sahip. Otobüslerde yaşlılar bile çocuklara yer verir, anneler oturmaz çocukları oturur, bebek arabaları ve pusetlere hem yolda hem otobüste öncelik verilir. Sanki çocuklar toplumun ortak malı gibidir (bunun komünist anlayıştan kaldığını düşünüyorum) ve yolda müdahale ederler bol bol. Bebeği nasıl tuttuğunuzdan nasıl davrandığınıza dair uyarılar alabilirsiniz.

Zengin olsun fakir olsun her bebeğin mutlaka puseti vardır. Resmen yasak olmasa da bebekleri kucakta taşımak yasak gibi bir şey. Güvenlik açısından mutlaka pusette ve bağlı, kucakta ise kanguru gibi bir şeyle taşımanız gerekiyor. Yoksa neden böyle taşıyorsun diye tacizler olabiliyor. Genelde yaşlı kadınlar böyle ve öğrendiğimize göre sadece bebek konusunda değil her konuda çok karışıyorlarmış :)

Bebekler doğduğu andan itibaren hava ne kadar soğuk olursa olsun her gün dışarı çıkarılıyor ve genelde temiz havada uyuyorlar. Fakat söz konusu haberdeki gibi bebeği cafe restoran önünde bırakmak gibi bir durum hiç söz konusu değil. Genelde çok ağır hareketlerle puseti sürüyorlar, saatler sürebiliyor ama bebek uyuyor. Ve çok ilginçtir ki, yaşlı kadınların (muhtemelen büyük anneler), dedelerin ve babaların bebekle tek başına dolaştığına sıkça şahidim. Muhtemelen anne o sırada evde dinleniyor (apartmanda bir tane var her gün görüyorum). Fakat benim şaşırdığım bebek ağlarsa, baş edemezsem diye hiç korkmuyor bu insanlar.

Biz de doğduğundan beri neredeyse her gün dışarı çıkardık. Yeşili bol bir ülke olduğu için havası da çok temiz ve maşallah kızım henüz hiç hasta olmadı (11 aylık). Soğuk havalarda da çıkıyoruz, üstelik şu ana kadar hiç ağzını burnunu atkıyla bağlamış değilim, zaten kendisi de bağlatmıyor.

Bebekler dışarıda gezdiriliyor ama çok iyi giydiriliyorlar. Yani üşümeleri mümkün değil. Her pusetin, kalın uyku tulumu gibi kılıfları var, bebekler onun içinde oluyor. Yine kalın montlar, astronot tulumları şapka ve atkılar ihmal edilmiyor. Sadece ağızlar bağlı değil. Hatta bazen bunların üstünde bir de battaniye oluyor. Mesela dün dışarı çıktık, hava 8 derece falandı gayet sıcaktı. Ben Helo'ya ev eşofmanının üstüne kayak tulumunu ve montunu giydirdim, tek katlı şapkasını taktım (bazı şapkaları iki katlı iç polar dışı örgü) ve eldiven takmadım. Bebek arabasına da tulum koymadım. Hava gayet iyiydi ve ben de ince taytla dışarı çıkmıştım hiç üşümemişti bacaklarım, acaba kızım terliyor mudur kalın mı giydirdim diye düşünürken karşıdan gelen pusete takıldı gözüm. Bebek tulumun içinde ve bir de battaniye vardı, yaşlı bir kadın sürüyordu ve beni durdurdu.

Bir şeyler söyledi, slovakça bilmiyorum deyince, işaretle Dila'nın yaşını sorduğunu anladım. 11 ay demek zor geldi yeden (1) dedim. Sonra yine işaretle bu şekilde üşüyeceğini battaniye örtmemi söyledi. Ben de yellenme hareketi yaptım hava sıcak anlamında :)

Çok alemler gerçekten. Bir kere kucaktan pusete koyarken bacağı açılmıştı da yine bir kadın hemen uyarmıştı bizi :)

Bugün hava 5 dereceydi ve evin yakınındaki anaokulunun çocukları dışarda oynuyorlardı. Genelde insanlar doğayı çok seviyorlar, çocuklar hep dışarıdalar, özellikle bahar ve yaz aylarında tüm aile erkenden kalkıp bisiklet sürmeye, paten kaymaya falan gidiyorlar bayılıyorum. Kışın ise hokey oynuyorlar, buz pateni yapıyorlar (bütün çocuklar kayak ve paten kayabiliyor), bebekleri kızaklara oturtup çekiyorlar, karlardan kale, kardan adam vs yapıyorlar... Geçen yaz bahçede yere tebeşirle çocuklar resimler çizmişti, baktım resimlerde hepsinin elinde hokey sopası var. Bizim için futbol ne ise burda hokey o derece önemli, çocukların bile hokey sopaları oluyor yani :)




24 Şubat 2013 Pazar

11. Ay ♥

Ne zamandır çektirmek istiyordum bu fotoğraflardan. Dün ay dönümü şerefine çektirdik ama pek hazırlıksızdık, pek iyi çıkmadı.

Galiba son yazılarım hep böyle başlıyor, sen ne zaman büyüdün kızım! Hala inanamıyorum bizim olduğuna ve hayatımıza böyle bir güzellik getirdiğine. Yaşına 1 ay kalmış olması beni çok heyecanlandırıyor. Yürümeni ise merakla bekliyorum çünkü o zaman kazanacağın özgürlüğün seni nasıl etkileyeceğini gözlemek için can atıyorum.

Henüz ellerini bırakmadan yürümüyorsun, daha acelemiz yok zaten. Tımanma, sıralama, dizlerinin üzerinde yürüme konusunda zorlanmıyor, kazağını tek bir yerden parmak ucumla tuttuğumda bile rahat yürüyorsun ama elimi bıraktığım an hemen yere oturuyorsun. Henüz daha cesaretin yok oysa yürüyebileceksin denesen :)

Bu ay neredeyse sabahtan akşama kadar sürekli konuşmaya başladın. Çenen hiç susmuyor. Bizim her kelimemizi taklit etmeye çalışıyorsun. Bana bazı nesneleri gösterip adlarını soruyorsun, ben söyleyince tekrar ediyorsun kendi dilinde. Inna (anne), baba, mamma, memme, ah (al), meh (ver), mamba (lamba), bebe (bebek, sanki kendin çok büyükmüş gibi) bilinçli kullandığın sözcükler. İnek nasıl yapıyor deyince de muııııııı diyorsun :)

Bu ay iki azı dişin çıktı  birkaç gün arayla. Tam 10,5 aylıktın ilki çıktığında. Oldukça zorladılar seni, ateşin aşırı yükselmedi ama gündüz uykuların ve yeme düzenin çok etkilendi. Son iki gündür yeniden yeme düzenini oluşturduk gibi gibi, haftaya dr kontrolünde anlayacağız bakalım durumları.

Artık altını bağlarken kan ter içinde kalıyorum. Bezini çıkarınca derhal çöpe atmaya gidiyoruz bağlatmadan. Sonra kaçıp kovalamaca ardından genelde ayakta iken zorla bezini bağlayabiliyorum. Banyoyu ise çok seviyorsun. Her su sesi duyduğunda banyoya gidiyorsun. Bazen duymasan da gidip ayağa kalkıp küvete bakıyorsun ve işaret ediyorsun kendi küvetini. Bu hafta iki kez sabahın köründe banyo yaptık biri 8,30 da diğeri ise 7,45 de idi. Genelde hep bir gün arayla yıkanıyordun ama şimdi her gün yıkanıyorsun.

Köpekleri çok seviyorsun, dışarıda köpek gördüğümüz zaman çığlıklar atıp peşinden koşuyoruz. Bazı köpekler senin çığlıklarına havlayarak karşılık veriyorlar ve üstüne çıkmaya çalışıyorlar, o sırada biraz korkuyorsun. Korkmak deyince aklıma geldi, aniden bir ses falan duyup korktuğunda ağlamaklı bir ifade ile yüzüme bakıyorsun, ben yok bir şey deyip sesi açıklayınca rahatlıyorsun.

Seninle her günümüz çok güzel çok keyifli. Hayatımdaki diğer tüm endişeler senin yanında son buluyor, sanki bir masal aleminde yaşıyorum. Burada bir çok şeyden uzakta oluşumuzun da bunda etkisi var. Bazen facebooktan bir arkadaşım mesaj atıyor, şu kadar zamandır yazışmadık diye, şaşıyorum. Nasıl geçti o kadar zaman, bu aralarda neler olup bitti hiç haberim yok. Doğrusu bu soyutlanmış yaşamı biraz seviyorum. Yıllardır o kadar çok çalıştım, o kadar emek verdim ki, senin doğumunla birlikte rüya gibi bir tatil yapıyorum, kendimi yeniden keşfediyorum ve sorguluyorum. Bu araya gerçekten benim de çok ihtiyacım varmış, teşekkür ederim kızım.

Seni çok seviyorum bal dudaklım.


20 Şubat 2013 Çarşamba

Bir Önceki Çekilişe Dair Güncelleme

Bir Önceki Çekilişe Dair Güncelleme
Bir önceki yazımda Soran Anne ile birlikte hediye tema vereceğimi yazmıştım. Fakat bu tema anne-çocuk temas olmalı şeklinde sınırlanmıştı. Bu fikri ben vermişim meğerse farkında değilim, gecenin bir yarısı konuşmuştuk da, kafam yerinde değilmiş.

Düzeltmesi şöyle olacak, illa ki anne-çocuk blogları başvurmak zorunda değil. Tüm bayanlar için geçerli bir çekiliş bu sonuçta ve tüm blogcu bayanlar başvurabilir. Blogları her ne ile ilgili olursa olsun, teması benden hediye.

Buradan başvurunuzu yapabilirsiniz.

Bloguna Yeni Tema İsteyen Anne Bloggerlar Buraya

Sevgili Soran Anne, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne özel bir çekiliş düzenliyor. Böyle çekiliş duyulmadı görülmedi. Tam 50 adet hediye dağıtacak. Bu hediyelerin ilki benden geliyor. Bu yazıya giderek şartları yerine getiren bir kişiye, gönlünün istediği şekilde, ücretsiz bir tema tasarlayacağım.

Şansınız bol olsun.


19 Şubat 2013 Salı

Biten Son Tasarımlar

 Son zamanlarda tasarım konusunda çok yoğun çalışıyorum. Her tasarımı zevkle yapar duruma geldim artık. Tabi site&blog sahipleri ile birbirimizi anladığımızda daha çabuk ve şık temalar ortaya çıkıyor.


İlk tema gencecik bir arkadaşımıza ait. Sevgili Gülşen, blogunun adı ile uyumlu olarak bol uğurböcekli bir tasarım istedi. Fazla göz yormadan ama uğurböceklerinin rengarenk etkisini de muhafaza ederek tasarımı yaptım. Buradan bloguna bakabilirsiniz.


İkincisi de yine bir yemek blogu. Yelda hanım çok uzun zamandan beri bekliyordu kendisi. Çok şık bir yemek blogu oldu Sonbahar Tatlar, aşağıdaki de yine ona ait hayata dair yazılar paylaştığı blogu. Onun da canlı cıvıl cıvıl olmasını istemişti ve oldu sanırım. Hayat Her Daim Güzel gerçekten.


Sıradaki blog da bir anne-çocuk blogu. Sevgili Özge dünya tatlısı kızı Mira'ya iki kardeş daha getiriyor. Doğrusu ben merakla takip ediyorum. Blogunun yeni görünümünü mevcut logosuyla uyumlu şekilde yeniden tasarladım. Soft bir tema oldu tam benim sevdiğimden :) Buradan bakabilirsiniz.


Sonuncusu da henüz tam yayına başlamadı ama bir pasta&kurabiye blogu Şeker Kız. Wordpress üzerinde tasarım yaptık ve gerçekten çok şık oldu. Üstte zarf görüntüsü vermek istedim. Çok yakında şahane resimler ile daha da güzel gözükeceğine eminim.


18 Şubat 2013 Pazartesi

Helo İle Her Gün Macera

Zaman su gibi geçiyor bu günlerde. Oysa dursun geçmesin istiyorum doyamıyorum kızıma. Zorlandığımız zamanlar oluyor elbet. Özellikle son 1 ay çok zordu. Tam 10,5 aylıkken ilk azı dişini, 2-3 gün sonra ikincisini çıkardı ve toplamda 8 dişi oldu kızımın. İlk dişleri çıkarken de çok zorlanmıştık. Üç gün üç gece ateşlenip ağzında yaralar çıkmıştı, hiç bir şey yiyememiş ve emememişti. Diğerlerinde çok zorlanmadı ama bu azılar yine zorladı. Umuyordum diğer azılar bu kadar zorlamaz. Ateş ve hiç birşey yememe, uyku düzeni bozulması... Neyse şimdi yavaş yavaş normale döndük fakat hala pek iyi yemiyor. Bazı öğünleri kaynıyor bile arada. Devam sütü ve meme ile günü bitirdiğimiz oluyor :(

Oyuncak bebeğim :)
Henüz yürümeye başlamadı. Her gün antreman yapıyor ama kızım çok temkinli. Hani bebekler birkaç adım atar popo üstü düşer ya, hiç popo üstü düşmedi henüz. Bundan çok çekiniyor ve sanırım öyle bir an gelecek ki hiç düşmeden yürüyecek. Ama sürekli ayakta durma, sıralama, koltuklara, tv ünitesine ordan masaya tırmanma, çekmecelerin içine girmeye çalışma gibi bir tırmanma faaliyetlerine verdi kendini bu aralar. Bir dakika dahi durmuyor, sürekli evin içinde koşturup duruyoruz (ben tutup yürütüyorum). Canı ne zaman isterse o zaman yürüsün hiç dert etmiyorum. Çünkü eminim o zaman bize hiç gelmeyecek ve kaçıp duracak. Kızım kucağa pek düşkün değil, hele bana hiç. Yürüdüğü zaman arkasına bile bakmadan kaçacak biliyorum :) Şimdi bana muhtaçken yürütmem için yanıma geliyor, bacaklarıma sarılıyor ya ölüyorum :)

Neredeyse 11 aylık olduğuna inanamıyorum. Her gün sen ne zaman büyüdün anneciğim deyip duruyorum. Bu günlerde daha bir büyük çocuk gibi, artık kesinlikle bebek değil. Çok bilinçli, çok dediğim dedik, her dediğimi anlayan minik bir yumurcak.

Günlerimiz pür telaş içinde, eğlenerek, yesin diye peşinden koşarak, uyutmaya çalışarak, altını almak için kovalamaca oynayarak, dağınıklarını toplayarak, kaşla göz arası açtığı kremleri yalamasına ramak kala yakalayarak... geçiyor. Öyle bir heyecan var ki hayatımızda, hiç bir filmde yoktur :) Ne zaman sabah olmuş ne zaman akşam, bu gün günlerden neydi şaşkınlığıyla yaşayıp gidiyorum.

14 Şubat 2013 Perşembe

Kim Kimi Daha Çok Seviyor

Kim Kimi Daha Çok Seviyor
Kim ne zaman kafama soktu bilmiyorum bu gereksiz bilgiyi. Güya çocuk kime benzerse o kişi daha çok seviliyormuş. Yani diyelim çocuk babaya benziyor, o zaman anne babayı daha çok seviyor. Anneye benziyorsa da baba anneyi.

Böyle olunca gördüğüm her bebekten sonra kafamdan bu düşünce geçiyor. Bebek babaya benziyorsa, vah zavallı kadıncağız, sen yedir içir temizle uğraş dur sonra da yeteri kadar sevilme gibi düşüceler... Evet tabi bu kadar olmasa da "hımm demekki anne babayı daha çok seviyor" şeklinde.

Pek tabi ki bizim bebeğimizin kime benzeyeceğini bu yüzden merakla bekliyordum. Cem'e benzerse sen beni yeteri kadar sevmiyorsun diye çemkirecek, bana benzerse ayh kocam beni çok seviyor diye mest olacaktım.

Ama kızım sağolsun annesini bu ikilemden kurtarmak istemiş olacak ki ikimize de benzemiyor. Yani benzeyen taraflar var ama dikkatle inceleyince. İlk bakışta anneye veya babaya benziyor demek zor, şahsına münhasır bir mahlukat.

Ben de bu gereksiz bilgiyi kafanıza sokarak sevgililer gününüzü kutluyorum efendim :) Aşk dolu zamanlarımız olsun.



6 Şubat 2013 Çarşamba

Boutique Yummy Blog Tasarımı ve Çekiliş Haberi


Henüz biten tasarımlarımdan Esma Hanım'ın sayfası gerçekten çok hoş oldu. Özel logo tasarımı ve şık sosyal medya ikonları ile farklı bir çalışmaydı benim için. Sayfanın tamamını buradan inceleyebilirsiniz ve hazır ziyaret etmişken, Sevgililer günü için çekilişe katılabilirsiniz.

5 Şubat 2013 Salı

Helo'nun Burç Haritası

Fizikçi olarak yıldız ve gezegenlerin kişiler üzerindeki etkisi olabileceğine inanmasam da aynı burçtan olan kişilerdeki benzerlikler beni şaşırtıyor. Bir koç burcu olarak, koç burcunun özelliklerinin bir çoğunu taşıyorum ve koç arkadaşlarımla benzer huylara sahibiz. Helodünya da annesi gibi bir koç oldu. İki gün önce doğsaydı Balık olacaktı ama ben nedense koç olacağını daha karnımdayken hissediyordum:)

Kızımın babannesi doğduğu zaman astroloji bilen bir arkadaşına doğum haritasını çıkartmış bize göndermişti. Aradan 10 ay geçtikten sonra bu sabah tekrar okuyayım dedim.


market görevlisi Helocan
Tatlı torununuzun haritasına baktım yükseleni Yay, Ay Koç’ta Güneş Koç’ta Yeni Ay da doğmuş. Venüs Boğa. Mars Başak, Merkür Koç. Haritanın 5. Evinde yani yaratıcılık, hobiler, sanat ve spor evinde bir çok gezegeni var. Oldukça hareketli, el sanatlarına , spora yatkın bir çocuk olacak. Yay yükselenler çoğunlukla uzun boylu ve heybetli görünümlü kişiler olurlar. Yönetici gezegeni Jüpiter Boğa’da 6 . evde duruyor Venüs’te orada yeme içmeyi severler, ancak çocukluk yıllarında pek yerinde duramadıkları için yemek yedirmek zor da olabilir, yetişkin olduktan sonra yemenin zevkine varabilirler,  ilerde sindirim ve mide sorunları belki olabilir. Şekere dikkat etmeli. Yay ve Koç birleşimi ateş elementinin fazla olduğu bir harita, neşeli canlı, yerinde duramaz ve yaramaz olabilir.  Yaratıcı yetenekleri oldukça fazla olacak. Şans Noktası da birinci evde olduğu için güzel bir çocuk olacağını düşünüyorum. Fiziksel özellikleri dikkat çekici olabilir. Yay yükselen yabancı ülkeleri ve kültürleri de temsil eder, yurt dışında doğmuş olması buna güzel bir örnektir. Yabancı ülkelerde yaşayabilir. Güzel sanatların her türlüsünde başarılı olabilir. Ele avuca sığmaz olduğu zamanlar, sanırım anne tepesinde bitecek, titizlenecek ve endişelenecek J

Şu ana kadar hareketliliği spora yatkınlığı ve yabancı ülkeleri gezmesi açısından tutuyor. Koç burcu biraz uç burçlardan sayılır. Üstelik Ay'ı Güneş'i ve Merkür'ü de koçta olduğu için daha da deli bir durum bu. Yandım :)

Bu burç haritasını aldıktan sonra internette de baktım. Şu sitede bilgileri girince daha ayrıntılı olarak bilgi veriyor. Ancak burada doğduğu şehrin girilmesi gerekiyor ve pek tabi ki Dila'nın doğduğu şehir yok. Doğum yerini İstanbul seçerek hesaplattığımda yukarıdaki bilgileri doğrulayan bazı yorumlar çıktı.

neyse ki kitapları okurken biraz sakin durabiliyor