23 Aralık 2012 Pazar

9. Ay ♥


Bu ay yazini uzun uzun yazamayacagim bal kizim. Su an ananenin evindeyiz, internet baglantimiz cok zayif ve sinirli bu yuzden cok uzun suruyor yazmam ve resim yuklemem. Yine de bu ay yazini ihmal etmek istemedim. Artik oyle buyudun ki her tavrini hayranlikla takip ediyorum. Ay ortasinda emeklemeye basladin nihayet ve artik seni tutabilmek imkansiz. Sanki cok uzun zaman onceydi seni emekletme cabalarimiz oyle hizli gelisiyor ki becerilerin. Yine de yurumeyi emeklemeye tercih ediyorsun. Benim yanima dogru emekleyip ellerime vuruyorsun almam icin :)

Ancak emekleme becerinin sirasi bizde soyle oldu. Once karin ustu dururken veya sirt ustu yatiyorken donerek oturmayi ogrendin. Bunun icin kopek pozisyonunda durup geri geri ellerini cektin ve oturdun. Oturmayi ogrendikten sonra emekleme konusuda cesaretin geldi, cunku istedigin zaman durup oturabilecegini biliyordun artik. Emeklerken yatip dinlenmeyi sevmiyordun cunku. llk gunlerde birkac adim gidip oturuyor sonrta yine gidip oturuyordun yani dinlene dinlene ilerliyordun. Ardindan mesafeleri uzattin, simdi dinlenmeden cok uzun sure gidebiliyorsun.

Bu ay bir cok yeni sey oldu ama en onemlisi tekrar Turkiye'ye gelmemiz nedeniyle aile buyuklerinle karsilasmandi herhalde. Hepsine once mesafeli davrandin ama simdi cok alistin ve kucaklarina gidiyorsun beni aramiyorsun bile :) Herkesin seni nasil bulacagini cok merak ediyordum. Ailemizin en yaramaz ve hareketli bebegi olan Egehan'dan bile daha kuduruk oldugun herkes tarafindan onaylanmis durumda suan. Halimi goren aciyor sen bununla nasil basediyorsun diyorlar bana :/ Ben diger bebekleri gorup kiyaslama yapma sansim olmadigi icin bunun farkinda degildim ama hic bir durumundan sikayetci degilim, zaten bir gulusun tum yorgunlugumu silmeye yetiyor.

Nice aylara bal kizim ♥


14 Aralık 2012 Cuma

Puk Fashion Blog Teması

Ne istediğini bilen kişilere tema yapmaya bayılıyorum. Çok severek yaptım ve oldukça da beğendim sonucu :) Yepyeni bir moda blogu Puk Fashion. Ben de merakla yazılarını bekliyorum. Barkod şeklindeki headerı konseptle çok uyumlu oldu gerçekten.

Yarın sabah daha gün doğmadan yola çıkacağız. Önce Budapeste'ye trenle ardından uçakla Hollanda'ya, orda biraz gezip tozduktan sonra ( bu havada nasıl olacak bakalım) Salı günü Amsterdam'dan Istanbul'a uçacağız ve ocağın ilk haftasına kadar orda olacağız.

Yılbaşını da orda geçireceğimiz için çok sevinçliyim. Ayrıca acaba Helo'yu büyümüş bulacaklar mı, o nasıl tepkiler verecek heyecanlanıyorum.

13 Aralık 2012 Perşembe

Erkek Fatma Helo

Erkek Fatma Helo
Haftaya Türkiye'de olacağız inşallah. Daha bir ay öncesinden kızımızı ele güne hazırlamak için derslere başladık :) Hadi kızım dede de, hadi kızım bay bay yap, hadi kızım gel babası gel nasıl yapıyormuş göster vs. Topluluk içinde bebeğin marifetlerini göstermek anne babalığın şanından değil midir? Biz de kızımızla gurur duyalım istedik (!)

Malesef bizim Helo çok afacan çıktı. Yemem ben bu numaraları ben maymun muyum her dediğinizi yapıcam çekin gidin başımdan tavırlarında sürekli. Ben ona gel babası gel yaparken bu kadın neden böyle aptalca davranıyor der gibi yüzüme bakıyor. Nitekim öğretmeye çalıştığım bu tarz şeyleri yapmıyor.

Elbette ki Aziz Nesin'in Şimdiki Çocuklar Bir Harika kitabındaki gibi harika çocuklar yarışı yaptırmak en son istediğim şey, umrumda bile değil bunları yapıp yapmaması. Fakat ciddi ciddi düşündüm bu kız neden yapmıyor öğrettiklerimi, acaba öğrenme bozukluğu mu var diye.

Sonra kocimle kafamızdan bir liste yaptık. Şunu öğrendi mi tick, bunu öğrendi mi tick, bunu yapıyor mu hayır... şeklinde. Gördük ki öğrendiği bir çok şey var ama bazılarını da öğrenmiyor, ve ya öğreniyor ama yapmıyor bilemeyeceğim. Her bebek öyle mi bilmiyorum ama ona verdiğim bilgilerde seçici davrandığını, hoşuna gidenleri yapıp, gitmeyenleri yapmadığını, onun da bir tercihi& karakteri olduğuna kanaat getirdim.

Bazı şeyleri ise ben hiç göstermediğim halde kendi kendine öğrenmiş. Mesela yaklaşık bir aydır krem şişesinin tık diye açılan kapağını ağzıyla açıyor ve bunu şuan öyle ustalıkla yapıyor ki kapaklı tuzluk, her türlü kapaklı şişe anında açılıyor.

Bir süredir bizim bardaklardan su içmek istiyordu. Ben de veriyordum, bir de ona ufak shot bardaklardan aldım onunla içiyor suyu. İki gündür ise su içerken bırr yapıp baloncuklar çıkarmaya başladı. İlla ki yapacak, su içmek için çırpınıyor ama meğer niyeti su içmek değil oyun yapmakmış.

Bir de nasıl öğrendi hiç fikrim yok harika futbol oynuyor. Ne bir maç izledi ne de bizden gördü (ama hamileyken kocamla karşılıklı paslaşma oynuyorduk, acaba  zaman mı öğrendi :)). Topu ayağıyla sürüme, karşılıklı paslaşma konularında kırk yıllık oyuncu gibi bacak hareketleri yapıyor. Cem bile şaşıyor. Top gelirken ayağını koyup durduruyor, top geri kaçmışsa bacağını geri atıp çekiyor falan. Tekme vuruşları da süper, babası mest oluyor.

Dahası bu işi ilerletti, artık bir çok oyuncağına erkek çocukları gibi tekme atıyor. Zaten hareketleri de erkek gibi. Mesela mama sandalyesinde bir dizi havada, bir kol taksi şoförü gibi dışarda oturuyor, keza bebek arabasında da kol hep dışarda.

Dün akşam da "erkek çocuğum olsaydı nasıl olurdu diye hiç merak etmiyorum artık " dedi babası ya artık daha ne olsun :)


12 Aralık 2012 Çarşamba

Son Temalar : Yemek Bir Aşk ve Paticookie


Son günlerde durmadan tasarım yapıyorum ve ortaya gerçekten içime sinen tasarımlar çıkıyor. Her yeni tasarım benim için kendimi geliştirmek açısından bir fırsat ve her birinde yeni şeyler öğreniyor, deniyor ve keşfediyorum. Öğrendikçe bloggerı daha çok seviyorum.

İlk tasarım şahane görsellerle dolu bir yemek blogu Yemek Bir Aşk. Aslında oldukça popülermiş de ben son zamanlarda annelik bloglarına taktığımdan yemek bloglarını gezemez oldum :) Bu tasarımda  ferah ama şık unsurlar kullandım ve bir farklılık oluşturdum. Bloga gidip de bakarsanız yemeğin tarifinin verildiği kısım özel bir fontla ve ayrı bir çerçeve içinde görünüyor. Sanki blog içinde bir tarif defteri gibi olsun istedim.


Paticookie ise herhalde bugüne kadar yaptığım en orjinal logoya sahip blog oldu. Mevcut seçilmiş olan kedi resmini de kullanarak pati görselleriyle donandığında sevimli bir hale geldi. Yine de tasarımı ferah tutmaya çalıştım ve bence oldu da :)

Sahiplerinin iyi günlerde kullanmasını ve ziyaretçilerinin keyifle sayfalarında gezinmelerini diliyorum.

8 Aralık 2012 Cumartesi

Helo'nun İlk Sert Tabanlı Ayakkabısı


Birkaç gündür burda kar var her yer bembeyaz şahane oldu. Kızımla pek çıkamadık ama dün çıktık ve aşağıdaki resmi çektim, twitterda paylaşmıştım. 

Ben de bir süredir ona ayakkabı almak için bakınıyordum internette. Burda malesef neyi nereden alabileceğimizi bilmiyoruz. En ufak şeyde bile önce araştırma yapmam gerekiyor. Dün akşam da avm ye gidip ayakkabı mağazalarını gezdik. Resimdekini zorla bulduk.

Galiba bu sert tabanlı ayakkabılar (hani bebek ayakkabıları böyle yumuşak patik gibi oluyor ya onlardan istemiyordum) 20 numaradan itibaren başlıyormuş. 20 numara da şu an için oldukça büyük. Bir tek bu modelin 19 numarası vardı, ben de onu aldım.

Kızım henüz yürümüyor ama kollarından tutup onu yürütmemi istiyor. Gün içinde evde bütüüüün gün geziyoruz. Dışarı çıktığında da arada yürüttüğüm için bebek patikleri yetersiz kalıyor sıcak tutması için. Alır almaz denediğimizde çok sevdi. Ayaklarını tak tak vurarak yürümeye başladı :)



6 Aralık 2012 Perşembe

Bebek Kulaklarında Şekil Bozuklukları, Kepçe Kulak Tedavisine Dair

Kızımın kulaklarında bir miktar kepçelik var. Hem annesinde hem babasında farklı biçimlerde bu özellik olduğu için beklenilmeyen birşey değildi aslında. Doğduktan sonra bu duruma bir süre kafayı takmıştım ve üzülmüştüm. İleride arkadaşları falan dalga geçer diye. Ancak daha sonra annemin de dürtmesiyle, 9 ay boyunca karnında taşırken her gün sağlıklı olsun diye dua ettikten sonra, yaradan sağlıklı bir bebek verdiği halde bu ayrıntıya takılmanın nankörlük olduğunu anlayıp, tövbe edip şükrettim. Çok şükür her uvzusu sağlıklı yüzü ay parçası gibi güzel (sizden gelen yorumlara göre) bir kızım var.

Kızımın 3-4. ayları arasında Türkiye'deydik. O zaman annemlerin komşusu olan bir abla, kendi kızının da doğduğunda öyle olduğunu, sürekli saç bandı takarak henüz çok yumuşak olan kulağın kıkırdak yapısının bandın zorladığı şekilde sertleşeceğini ve kepçeliğin düzeleceğini söylemişti. Ondan sonra bant takmaya başladım ama gerek havaların çok sıcak oluşu, gerek kıpırdak kızımın bantı sürekli gözlerinin üzerine düşürüp ağlamasından dolayı çok dengeli yapamadım bu işi. Havalar soğuduğunda ise kızım artık eliyle bantı çıkarmaya başladı, şimdi ise kesinlikle taktırmıyor, şapkalarını bile çıkarıyor yaramazım.

Dün internette tamamen alakasız birşey ararken bir siteye rastladım. Ear Buddies sitesinde doğuştan olan kulak deformasyonlarının bebekler yeni doğduğunda bir çeşit aparat kullanarak düzeltilmesine yardımcı ürünler satılıyormuş. Siteyi inceledim, mantık yukarıda yazdığımla aynı. Öncesi ve sonrası resimleri o kadar dikkat çekici ki, bundan daha önce haberdar olmadığım için çok hayıflandım.


Resimde görüldüğü gibi, bebeğin kulağına şekil vermek için aparatlar var. Bunlar zararsız ve canını yakmacak şekilde dizayn edilmiş. Bir de kulağın arkaya yapışması için özel bantlar tasarlamışlar.Çok değişik biçimlerde kulak sorunları oldukça iyi hale gelmiş burada öncesi ve sonrası resimleri mevcut.

bir de bantlar var

Bu aparatlar ne kadar erken kullanılırsa o kadar çabuk sonuç alınıyormuş.

Doğar doğmaz kullanılmaya başlandığında 2 hafta
1 aylıkken 1 ay
2 aylıkken 2 ay
3 aylıkken 10 hafta
4-6 aylıkken 3 ay
6 aydan büyükken 4 ay

kullanılması gerekiyormuş. 2 yaşından büyük çocuklarda da sonuç alındığına dair çalışmalar varmış.

Böyle bir aparatı kullanmak şu an bizim için çok zor. Kızımın asla tutmayacağını tahmin ediyorum. Diğer yandan yukarıdaki zamanlara göre oldukça geç kalmış durumdayız. Şimdilik ben elimden geldiğince saç bandı kullanacağım. Zaten eşim bu konuda bana çok kızıyor, birşey yok kulaklarında deyip beni desteklemiyor.

Neyse bu yazıyı yazdım ki benim gibi bilmeyenler varsa haberdar olsun. Yeni doğmuş bebekler daha sakin ve genelde uyudukları için uygulama yapmak daha kolay olacaktır. İlla ki bu aparatları kullanmaya da gerek yok, saç bandı ve şapkalarla da benzer etkiyi sağlayabilirsiniz.

4 Aralık 2012 Salı

Cep Telefonları, Televizyon, Bilgisayar'dan Yayılan Elektromagnetik Dalgalar Bebeklere Zararlı mı?

Cep Telefonları, Televizyon, Bilgisayar'dan Yayılan Elektromagnetik Dalgalar Bebeklere Zararlı mı?
Dün yazdığım yazıya bir yorum geldi. Bu yorum öyle açıklayıcı oldu ki, yorumlar arasında gözden kaçmasın, herkes okusun diye buraya almaya karar verdim. Tekrar çok teşekkür ediyorum Deniz'e.

Merhaba, icini biraz rahatlatacagini umarak yaziyorum. Ben Italya'da yasiyorum ve esim telekominikasyon sirketlerinden birinde teknik personel olarak gore yapiyor; yani baz istasyonlari, antenler, cep telefonlari cekti cekmedi vs gibi sorunlarin cozumu ve bunlarin yaydigi elektromanyetik dalgalar vs is konulari arasinda. Gecenlerde eve elektrosmog (elektromanyetik kirlilik) olcen enteresan bir aletle geldi ve evimizde deneme yapalim dedik. Hatta sonuclarin fotograflarini da cektik.Sonuclara gore kedimiz temiz cikti :). Her seyden once Italya'da elektrosmog limiti diger AB ulkelerine gore cok az tutulmus ki bu iyi bir sey. Yanilmiyorsam bu limitin en yukse tutuldugu ulke Fransa. AB ortalamasi 40 volt/m. Italya'da ise 6 volt/m (baz istasyonlarinin, radyolarin yaydigi frekanslar icin belirlenen limitler. Ama Italya bu orani yeni gelecek 4G teknolojisi sebebiyle artiracak.
Her neyse bizim eve ve yaptigimiz deneye donersek; eski tuplu televizyonummuz var hala (calisiyor ve israf olmasin diye atamiyorum ama deneyden sonra LED tv ile degistirmeye karar verdik) en berbat yani en yuksek elektrosmog eski tuplu tvden yayiliyor. Yani gecip de dibinden tv seyretmek inanin mikrodalganin icine girmekten daha tehlikeli.
AB ulkelerindeki kabul edilir ortalama limit 40V/m buna gore; Eski tuplu tv elektrosmog: 13,46 V/m
Diz ustu bilgisayar elektrosmog: neredeyse yok denecek kadar az (fotografini cekmedigim icin degerini yazamiyorum ama cok cok dusuk bir rakamdi) Bu durumda LED tv icin de ayni seyi diyebiliriz.
Cep telefonu kullanim halindeyken elektrosmog: 13,39 V/m
Cep telefonu acik fakat kullanim halinde degilken elektrosmog: 10,75 V/m
Mikrodalga firin kullanim halindeyken elektrosmog: 2,89 V/m
Yani degerlerin cogu AB limitlerinin altinda. Italya'nin ongordugu 6V/m lik limit baz istasyonlarinin sebep oldugu elektrosmog limiti tabi, benim yukarida yazdiklarim ise evimizdeki elektrik-elektronik aletlerin sebep olduklari.
Sevgiler
Deniz
Türkiye'de bu sonuçlar farklı olabilir ama üç aşağı beş yukarı bir fikir verecektir.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Merak Ediyorum

Merak Ediyorum
İki konu var merak ettiğim.

Birincisi ayrı odada uyuyan bebekler hakkında. Biz beraber yatıyoruz, beşiğin yan tarafının çıkardık (öyle bir özelliği yoktu sadece monte etmedik) duvarla bizim yatak arasına sıkıştırdık, hep beraber uyuyoruz. Kızım gece pek uyanmaz, uykusunda emer ve uyur ama ben elli kez kontrol ederim. Açıldı mı, örtüsüne dolandı mı, burnu açık mı, nefes alıyor mu diye. Allah göstermesin ve tüm bebekleri korusun ama bir şekilde sıkışıp nefes alamaması beni çok korkutur.

Ayrı beşikte ve özellikle ayrı odada yatanların bu kontrolleri nasıl yaptığını merak ediyorum ( tabi yapıyorlarsa), sürekli kalkıp bakıyorlar mı.Yoksa sadece bebek ses verdiğinde mi kalkıyorlar. Ama (allah göstermesin) nefes alamazsa ses de veremez, o zaman telsizler de işe yaramaz. Yoksa kameralı telsizler mi var. Bu konuya nasıl yaklaşıyorsunuz ve nasıl bir çözüm buluyorsunuz merak ediyorum.

İkincisi cep telefonları. Daha hamileliğimden beri eşim kablosuz interneti ve aşırı tel kullanımını yasak etti bana. Telefonumun interneti yok (almıyorum), evdeki modemin kablosuz özelliği deaktive edildi kocam tarafından. İnternete sadece kablolu bilgisayardan giriyorum. Fakat sürekli telefonla bebeklerinin yanında internete girenlere şaşıyorum. Bir yanım çok istiyor, bir yanım dur diyor. Gerçi kızım resim çekmek için telefonu elime alınca dahi saldırıyor. Siz bunu nasıl başarıyorsunuz.