30 Haziran 2010 Çarşamba
27 Haziran 2010 Pazar
I dont wanna miss a thing
{Sevgiliye}
Bu şarkıyı dinlerken kalbimdekileri döken bu satırları da okuyabilirsin
Lyrics | Aerosmith - I Don’t Want to Miss a Thing lyrics
don't wanna fall asleep :)
24 Haziran 2010 Perşembe
Ölmedim Yaşıyorum
Çok şükür elbette ama pek keyfim yok blogcum. Ce'nin gidişi bugün tam 35 gün oldu. İlk haftalar yokluğunu anlamayayım diye aşırı yoğun günler geçirmeye zorladım kendimi. Sonra yoruldum vazgeçtim şimdi ise aşırı gevşek ve her daim ağlak moddayım. Gerçekten yaşamadan anlaşılmıyormuş bu durum.
Ülke gündeminde bir sürü şey oldu, elbet benim de söyleyecek sözlerim var ama malum memur sayılırız. Babam sürekli diyor ki aman birşey yazma, her yerde izleniyorsunuz siz. İzleniyorsam (bilmiyorum öyle midir) izlenecek kadar önemli olduğuma sevinmeli miyim, yoksa yazamadığıma üzülmeli miyim bilemiyorum. Bende içime attım herşeyi napayım. Babacım istedi diye.
Şu an resmen kaplumbağa oldum. Herşeyim her yerde. Birazı annemde birazı evimde. Bir kıyafet getiriyorum haydaaa bir bakıyorum onunla giyeceğim bişey eksik, kafam hep dalgın malesef.
Ce ile her akşam konusuyoruz internetten. Sık sık mesajlaşıyoruz ama yetiyor mu, hayır. Yanyana olmak çok farklıymış. Onu özlemem bir yana tüm rutinlerim bozulduğu için de altüst durumdayım. Eskiden ev işlerim aksadığı zaman, atıyorum çamaşır yıkacağım gün hava kapar ya da bir yere gitmek gerekir vs sinir olurdum, bu hiç birşeymiş. Aman diyorum keşke öyle olsa razıyım.
Bir de hep derler ya insan evine alışınca baba evinde bile rahat edemez. Aslında baba evinde rahatım da, alışkanlıklarımı da özlüyorum. Evimi evde beraber geçirdiğimiz vakitleri.
Ce gittiğinden beri, eğlenmek adına hiç birşey yapmadım, ya da yaptığım şeylerde eğlenmemiş de olabilirim. Herşey onsuz o kadar anlamsızmış ki. Onsuz yarımmışım.
Bazen düşünüyorum insan olarak ne kadar da alışkınız rutinlere. Hem sıkılıyoruz hem de bir değişiklik olacaksa cesaret edemiyoruz. Bizim hayatımızdaki bu büyük değişikliği biz istedik biz seçtik, ve gerçekten şimdi anlıyorum ki ne kadar büyük bir cesaret işiymiş. Bu sürecin üstesinden gelirsek, artık sanıyorum bizi kimse tutamayacak :) Yıllar önce bir sohbet sırasında biri demişti, kendisi öğretmendi. Benim için ev, eşya önemli değil. Bana bir bavul yeter. Kendisi üniversiteyi başka şehirde okumuş ve farklı yerlerde öğretmenlik yapmıştı. O zaman onu duyunca çok şaşırmıştım çünkü evinden, en sevdiğin eşyalardan, kitaplardan, anılardan vs vazgeçmek, onları bir bavula sığdırmak çok zor benim için. Şimdi diyorum ki belki de ilerde ben de öyle olacağım. Bir yandan her seferinde yeni eşyalar yeni ortamlar heyecanlı olsa da, eskilerden vazgeçmeye hazır olmak yeni bir olgu benim için. İşte şu an yaşadığımız süreci bu anlamda atlatabilirsem, değişimlerden korkmadığımı, hazır olduğumu anlayacağım.
Biliyorum ayrı bir yazı konusu olmalı bu ama son yaptığım temalardan Nimo Stylo bitmişti ve Pratik Anne 'de yeni görüntüsüne kavuştu.
15 Haziran 2010 Salı
Retro Reçeller
Geçen hafta aldığım 1 kilocuk çileğin bozulacağını anlayınca, hayatımda ilk defa kendi başıma reçel yapma deneyimi yaşadım. Bir kilo reçel için yarım kilo şeker konduğunu biliyordum, ağır ateşte 45 dakika kadar pişirdim, arada üzerinde oluşan köpükleri kaşıkla aldım. Köpüklerin alınmasının reçeli berrak yapacağını okumuştum Ev Cini'nde. Yalnız limon sıkmayı unutmuşum ki, uzun süre saklanan reçelin şekerlenmesini önlüyormuş. Benimki 2 kavanoz olduğu için kısa sürede bitecek zaten.
Tabiki reçelimi süslemeden olmazdı, özel bir etiket hazırladım ve kapağını süsledim.
Önce etiketleri uhu ile yapıştırdım. Etiketler biraz daha küçük olabilirmiş ama çıktı alırken göz kararı almıştım.
Elbette desenli kumaşlarla daha hoş duruyor ancak evimde küçük miktarlarda ve hoş desenlerde kumaşlar yoktu. Ama evime tabiri caizse depoladığım kağıtlar var...
Krapon kağıtlarını yuvarlak ve kenarları oymalı olacak şekilde kestim. Bir kırmızı beyaz
Bir de mavi beyaz hazırladım.
Kenarlarını oymalı kesmek için kağıdı üst üste katladım ve tek seferde kestim, açtığımda tamamı oymalı oldu.
Sutaşı ile bağladım, çok sevimli oldular.
...ve bana bol bol poz verdiler.:) Leia mais...
14 Haziran 2010 Pazartesi
Ablama Ördüğümüz Zigzag Halı
Altına komple değil ama parça parça (köşelere ortada bir kaç yere) halı kaydırmaz koyduk. Böylece gayet düzgün durabiliyor.
Evini ziyarete gelenler, böyle bir halıyı hiç görmedikleri için şaşırıyorlar. Bir de ayrıca örme olduğunu duyunca daha da şaşırıyorlar. :)
Sevgiler. Leia mais...
4 Haziran 2010 Cuma
Yine Yeni Temalar
Merhabalar...
Güya ben eşim gidince herkesi ziyaret edecek, daha aktif yazacaktım değil mi ? Malesef olamadı. Haftanın 4 akşamı evimde, cuma cumartesi pazar akşamları annemde kalıyorum. Annemde internet yok( ben evlenmeden önce vardı), babam alalım diyor ama ben istemiyorum, torunlar bu sefer bilgisayar başından kalkmayacaklar.
Bir süredir okulda odamda kişisel işlerim için internete girmiyorum, malum tezimin zamanı azalıyor, mümkün olduğunca oyalanacak şeylerden kaçınıyorum. Akşamları ise eve gelip yemek yeme ardından Ce ile intenetten görüşme (çok şükür ! geçen hafta oteldeydi, şimdi evde ve internete kavuştu), konuşma öncesi ve sonrası sipariş blogların tasarımı... Bir bakıyorum saat 12 yi geçmiş.
Yaptığım blogların sahipleri de yeni temalarına bir an önce kavuşmak istiyorlar, genelde çok heyecanlı oluyorlar. Şimdi sırayla yapıyorum ama kimi zaman uzuyor süre kimi zaman ise daha kısa oluyor.
En son yaptığım tema Mor Kelebek'e. Kendisi taşlı süslü bir blog istemişti ancak itiraf edeyim nasıl yapacağımı kara kara düşündüm. Biliyorsunuz artık daha soft takılıyorum ve çok şıkır şıkır şeylerden fazla hoşlanmıyorum.
Blog tasarlamadan önce bilgisayarımdaki arşivleri gezerim, o kadar çok resim var ki hangi bilgisayarda ne var unutuyorum. Sonra bannerdeki kelebeğe rasladım, birkaç taş boncuk resmine falan birden şekillenmeye başladı. Banner bittiğinde öyle güzel olmuştu ki ben bile şaşırdım. Çünkü hem süslü şıkırdaklı hem de soft olmuştu.
Haliyle mor bir site olacaktı, morun tonlarını boğmadan kullanmak biraz uğraştırdı. sonunda hafif yeşilli taşlar da koyarak tasarımı tamamladım. Tasarımın geri kalanına yukardaki linkten bakabilirsiniz.
Bir diğer tasarımım da bana maille ulaşan Ceren'in, henüz daha bitmedi şablonun genel yapısı oluştu ancak ekleyeceğim şeyler var. Dün akşam 12 de tasarımın bu aşamasını bitirdiğimde yattım ve heyecandan uyuyamadım, kafamda sürekli fikirler uçuşuyordu ve nihayet çok istediğim retro vintage karışımı bir tasarım yapabilmiştim.
Banner'de kendisinin markası için hazırlattığı etiketin olmasını istemişti, kız resmi oradan, diğer ayrıntılar ise benden :)
Sabah Ceren'in beğeni dolu mesajı beni daha da motive etti, oldukça farklı çok güzel bir site olacak kafamdakileri bitirdiğimde. Sitenin şu anki haline buradan bakabilirsiniz.
Görüşmek üzere... Leia mais...




